Auxiliary Verbs

İngilizcede yardımcı fiiller, neredeyse her zaman ana fiillerle birlikte kullanılırlar. Yardımcı fiiler cümlenin zamanını (geçmişi, geleceği veya şimdiyi) belirtirken kullanılırlar. Yani fiil ve zaman ilişkisini ortaya çıkarırlar. Cümleleri olumlu, olumsuz ve soru cümlesi yapmaya yardımcı olurlar. Fiilleri nicelleştirirler. Cümlenin öğeleri arasındaki ilişkiyi belirginleştirirler. Cümleye vurgu eklerler.

Auxiliary Verbs List

be

am

I am thirsty.

is

She is studying English now.

are

The people are smiling each other anymore.

was

My favourite colour was red.

were

The children were playing football.

be

You will be coming with us on sunday.

been

Susan has been learning English for two months.

being

The window was being broken.

do

do

Do we know each other ?

does

She does not know anything.

did

The shipping company didn’t carry the aquarium.

have

have

I have done my homework.

has

He has gone to Italy.

had

I had studied when I took an exam.

Modal Auxiliary Verbs

can

I can conquer the world with the strenght of the truth.

could

You could be right but I didn’t trust you.

may

Do you think, we may win the match ?

might

I told you, you might visit me, when Mike went out.

must

He lost a lot of blood. She must be operated immediately.

ought to

You ought to take it into further consideration.

shall

Shall I open the door ?

should

If you want to pass the exam, you should study hard.

will

I will come with you.

would

When I was in the university. I would travel a lot.

Be-Do-Have-Will-Shall : Yardımcı fiiler cümlenin zamanını (geçmişi, geleceği veya şimdiyi) belirtirken kullanılırlar. Yani fiil ve zaman ilişkisini ortaya çıkarırlar. Cümleleri olumlu, olumsuz ve soru cümlesi yapmaya yardımcı olurlar. Be-Do-Have yardımcı fiilleri düzensiz yani irregular verbslerdir. Will-Shall yardımcı fiilleri ise düzenli yani regular verbslerdir. Aşağıdaki tabloda bu yardımcı fiillerin bütün zamanlarda ve olumlu-olumsuz-soru cümlelerinde kullanımları verilmiştir.

Tense Affirmative/Olumlu Negative/Olumsuz Question/Soru
Simple Present Tense (Geniş Zaman) She studies English everyday.

O her gün İngilizce çalışır.

She doesn’t study English everyday.

O her gün İngilizce çalışmaz.

Does she study English everyday?

O her gün İngilizce çalışır mı?

Present continuous tense

(Şimdiki Zaman)

She is studying English now.

O şu anda İngilizce çalışıyor.

She isn’t studying English now.

O şu anda İngilizce çalışmıyor.

Is she studying English now ?

O şu an da İngilizce çalışıyor mu ?

Simple Past Tense (Geçmiş Zaman) She studied English yesterday.

O dün İngilizce çalıştı.

She didn’t study English yesterday.

O dün İngilizce çalışmadı.

Did she study English yesterday ?

O dün İngilizce çalıştı mı ?

Past continuous tense (şimdiki zamanın hikayesi) She was studying English when I came.

Ben geldiğimde, o İngilizce çalışıyordu.

She wasn’t studying English when I came.

Ben geldiğimde, o İngilizce çalışmıyordu.

Was she studying English when I came ?

Ben geldiğimde, o İngilizce mi çalışıyordu ?

Future Tense (Will-Shall) (Gelecek Zaman) She will study English tomorrow.

O yarın İngilizce çalışacak.

She won’t study English tomorrow.

O yarın İngilizce çalışmayacak.

Will she study English tomorrow ?

O yarın İngilizce çalışacak mı ?

Future tense (be going to) (Gelecek Zaman) She is going to study English tomorrow.

O yarın İngilizce çalışacak.

She isn’t going to study English tomorrow.

O yarın İngilizce çalışmayacak.

Is she going to study English tomorrow ?

O yarın İngilizce çalışacak mı ?

Present Perfect Tense (etkisi hala süren geçmiş zaman) She has studied English.

O İngilizce çalıştı.

She hasn’t studied English.

O İngilizce çalışmadı.

Has she studied English ?

O İngilizce çalıştı mı ?

Present Perfect Continuous Tense She has been studying English for two months.

O iki aydır İngilizce çalışıyor.

She hasn’t been studying English for two months.

O iki aydır İngilizce çalışmıyor.

Has she been studying English for two months?

O iki aydır İngilizce çalışıyor mu ?

Past Perfect Tense (Miş’li geçmiş zaman) She had studied English when you came.

Sen geldiğinde İngilizce çalışmıştı.

She hadn’t studied English before you came.

Sen geldiğinde İngilizce çalışmamıştı.

Had she studied English when you came ?

Sen geldiğinde İngilizce çalışmış mıydı ?

Past Perfect Continuous Tense (Miş’li geçmiş zamanda süreklilik) She had been studying English for an hour when you came.

Sen geldiğinde o bir saattir İngilizce çalışmaktaydı.

She hadn’t been studying English for an hour when you came.

Sen geldiğinde o bir saattir İngilizce çalışmamaktaydı.

Had she been studying English for an hour when you came ?

Sen geldiğinde o bir saattir İngilizce çalışmakta mıydı ?

Future Continuous Tense ( Sürekli Gelecek Zaman) She will be studying English next week.

Gelecek hafta İngilizce çalışıyor olacak.

She won’t be studying English next week.

Gelecek hafta İngilizce çalışmıyor olacak.

Will she be studying English next week ?

Gelecek hafta İngilizce çalışıyor olacak mı ?

Future Perfect Tense She will have studied English before midnight.

Gece yarısından önce İngilizce çalışmış olacak.

She won’t have studied English before midnight.

Gece yarısından önce İngilizce çalışmamış olacak.

Will she have studied English before midnight ?

Gece yarısından önce İngilizce çalışmış olacak mı ?

Future Perfect Continuous Tense By the time you get there, she will have been studying English over two hours.

Sen oraya vardığında, o iki saatten fazladır İngilizce çalışıyor olacak.

By the time you get there, she won’t have been studying English over two hours.

Sen oraya vardığında, o iki saatten fazladır İngilizce çalışmıyor olacak.

By the time you get there, will she have been studying English over two hours ?

Sen oraya vardığında, o iki saatten fazladır İngilizce çalışıyor olacak mı ?

Modal Auxiliary Verbs : Can-Could-May-Might-Must-Ought to-Shall-Should-Will-Would modal verbsleri değişime uğramadan cümle içinde kullanılırlar.

can

I can conquer the world with the strenght of the truth.

could

You could be right but I didn’t trust you.

may

Do you think, we may win the match ?

might

I told you, you might visit me, when Mike went out.

must

He lost a lot of blood. She must be operated immediately.

ought to

You ought to take it into further consideration.

shall

Shall I open the door ?

should

If you want to pass the exam, you should study hard.

will

I will come with you.

would

When I was in the university. I would travel a lot.

Auxiliary Verbs in Passive Voice : Auxiliary verbsler hem etken (active) hem edilgen (passive) cümlelerde kullanılırlar. Etken bir cümleyi edilgen bir cümleye çevirken auxiliary verbslerden faydalanılır. Aşağıdaki tabloyu incelersek hem etken cümlelerde hem edilgen cümlelerde auxiliary verbs kullanımlarını ve auxiliary verbsler yardımıyla etken cümlelerin nasıl edilgen cümlelere dönüştürüldüğünü göreceğiz.

Tense /Modal Active Passive
Simple Present Tense (Geniş Zaman)

Ali breaks the window.

Ali pencereyi kırar.

S + V + O

The window is broken.

Pencere kırılır.

S + am-is-are + V3

Present continuous tense

(Şimdiki Zaman)

Ali is breaking the window.

Ali pencereyi kırıyor.

S + am-is-are + Ving + O

The window is being broken.

Pencere kırılıyor.

S + am-is-are + being + V3

Simple Past Tense (Geçmiş Zaman) Ali broke the window.

Ali pencereyi kırdı.

S + V2 + O

The window was broken.

Pencere kırıldı.

S + was-were + V3

Past continuous tense (şimdiki zamanın hikayesi) Ali was breaking the window.

Ali pencereyi kırıyordu.

S + was-were + Ving + O

The window was being broken.

Pencere kırılıyordu.

S + was-were + being + V3

Future Tense (Will-Shall) (Gelecek Zaman) Ali will break the window.

Ali pencereyi kıracak.

S + will + V1 + O

The window will be broken.

Pencere kırılacak.

S + will + be + V3

Future tense (be going to) (Gelecek Zaman) Ali is going to break the window.

Ali pencereyi kıracak.

S + am-is-are + going to + V1 + O

The window is going to be broken.

Pencere kırılacak.

S + am-is-are + going to + be + V3

Present Perfect Tense (etkisi hala süren geçmiş zaman) Ali has broken the window.

Ali pencereyi kırdı.

S + have-has + V3 + O

The window has been broken.

Pencere kırıldı.

S + have-has + been + V3

Past Perfect Tense (Miş’li geçmiş zaman) Ali had broken the window.

Ali pencereyi kırmıştı.

S + had + V3 + O

The window had been broken.

Pencere kırılmıştı.

S + had + been + V3

Future Perfect Tense Ali will have broken the window.

Ali pencereyi kırmış olacak.

S + will have + V3 + O

The window will have been broken.

Pencere kırılmış olacak.

S + will have + been + V3

Can Ali can break the window.

Ali pencereyi kırabilir.

S+ can + V1 + O

The window can be broken.

Pencere kırılabilir.

S+ can + be + V3

Must Ali must break the window.

Ali pencereyi kırmalı.

S+ must + V1 + O

The window must be broken.

Pencere kırılmalı.

S+ must + be + V3

Must have Ali must have broken the window.

Ali pencereyi kırmış olmalı.

S+ must have + V3 + O

The window must have been broken.

Pencere kırılmış olmalı.

S+ must have + been + V3

Have to Ali has to break the window.

Ali pencereyi kırmak zorunda.

S+ have-has to + V1 + O

The window has to be broken.

Pencere kırılmak zorunda.

S+ have-has to + be + V3

Had to Ali had to break the window.

Ali pencereyi kırmak zorundaydı.

S+ had to + V1 + O

The window had to be broken.

Pencere kırılmak zorundaydı.

S+ had to + be + V3

Need to Ali need to break the window.

Ali pencereyi kırmalı.

S+ need to + V1 + O

The window need to be broken.

Pencere kırılmalı.

S+ need to + be + V3

May Ali may break the window.

Ali pencereyi kırabilir.

S+ may + V1 + O

The window may be broken.

Pencere kırılabilir.

S+ may + be + V3

Should Ali should break the window.

Ali pencereyi kırmalı.

S+ should + V1 + O

The window should be broken.

Pencere kırılmalı.

S+ should + be + V3

Should have Ali should have broken the window.

Ali pencereyi kırmış olmalıydı.

S+ should have + V3 + O

The window should have been broken.

Pencere kırılmış olmalıydı.

S+ should have + been + V3

%d blogcu bunu beğendi: