Other Conditional Sentences

Conditional Sentences : Other Expressions

In Case

İngilizcede iki cümleyi birbirine bağlayan in case Türkçede durumunda, halinde, olursa diye, ihtimaline karşılık anlamlarını vermektedir. Gelecekte oluşacak durumlara karşı alınacak tedbirleri ifade etmek için kullanılır. In case yan cümlenin başında kullanılır.

In case I feel disposed, give me some particulars of today’s executions. Kendimi hazır hissetmem ihtimaline karşın, bugünkü infazlar hakkında bana biraz ayrıntı ver.

You see I am obliged to economize, in case your prosperity should cease. Görüyorsunuz ki, refahınızın sona ermesi ihtimaline karşı, tasarruf etmek zorundayım.

At least, there can be no harm in myself, in case your excellency should fail. Senin ekselansın başarısız olması ihtimalinde, en azından bana bir zararı olmayabilir.

In Case Of : In case kendisinden sonra bir cümle almasına karşın in case of kendisinden sonra bir kelime veya kelime grubu alır.

He always carried with him, to be ready in case of need. İhtiyaç halinde hazır olması için onu daima yanında taşırdı.

Ah, take care, you were teaching me just now how, in case of an invitation to dinner, one might creditably make an excuse. Dikkatli ol, şu an bana akşam yemeği daveti ihitimaline karşı nasıl makul bir bahane bulacağımızı öğretiyordun.

She usually carried an umbrella in case of rain. Yağmur ihtimaline karşı genellikle bir şemsiye taşırdı.

As If / As Though (Sanki, ..mış gibi)

Benzetme, tahmin ve varsayım bildirirler. As if ve as though aynı anlamdadırlar ve birbirlerinin yerine kullanılabilirler. As if/As though bir bağlaç değildir fiilin anlamını tamamlarlar.

As if/As though it wasn’t trouble enough hatching the eggs. Yumurtaların kuluçkadan çıkması sanki yeterince sorun değilmiş gibi.

Look, sound, seem ve feel fiilleri as if/as though kalıbıyla en çok kullanılan fiillerdir.

It looks as if/as though it is going to rain. Yağmur yağacak gibi.

It seems as if/as though he is happy. Mutlu gibi görünüyor.

It sounds as if/as though there is some noise in there. Orada biraz gürültü var gibi geliyor.

I feel as if/as though I am drowning. Boğuluyormuş gibi hissediyorum.

As if / As though kullanılan zaman : As if / As though cümlelerinde kullanılan tense göre gerçekleşmiş veya gerçekleşecek olması ihtimal dahilinde olan olaylardan bahsedebiliriz. Veya benzetmeler yaparak hayali durumlardan bahsedebiliriz.

Hayali durumlarda cümle bir derece past yapılır.

You look as if/as though you are rich. Zengin gibi görünüyorsun. İhtimal dahilinde.

You look as if/as though you were rich. Zenginmiş gibi görünüyorsun. Zengin değil.

He talks as if/as though he is a doctor. Doktor gibi konuşuyor. İhtimal dahilinde.

He talks as if/as though he was a doctor. Doktormuş gibi konuşuyor. Doktor değil.

He looks as if/as though he misses you. Seni özlüyor gibi görünüyordu. İhtimal dahilinde.

He looks as if/as though he missed you. Seni özlemiş gibi görünüyordu. Özlememiş.

He is talking as if/as though he has heard what happened. Neler olduğunu duymuş gibi konuşuyordu. İhtimal dahilinde.

He is talking as if/as though he had heard what happened. Neler olduğunu duymuş gibi konuşuyordu. Duymamış.

Hayali durumlarda was yerine were kullanılabilir.

It was exactly as if someone were pulling my hair. Sanki biri saçımı çekiyormuş gibi geldi.

More Examples

The Ideal Man! Oh, the Ideal Man should talk to us as if we were goddesses, and treat us as if we were children. İdeal erkek! Ah, İdeal erkek bizimle tanrıça gibi konuşmalı ve sanki biz çocukmuşuz gibi davranmalı.

Talk to every woman as though you loved her. Her kadınla sanki onu seviyormuşsunuz gibi konuşun.

I always feel as if I hadn’t a shred on me. Ben her zaman bir parçan bende değilmiş gibi hissediyorum.

Suppose Supposing What if

Suppose / Supposing / What if her üçüde Türkçede farz etmek, varsaymak anlamına gelirler. Genel olarak istenmeyen bir eylemin sonuçlarını ortaya çıkarmak için kullanılırlar.

I won’t wear the boots. Botu giymeyeceğim.

What if it snows ? Ya kar yağarsa ?

Suppose it snows ? Varsayalım kar yağdı ?

Supposing it snows ? Farzet kar yağdı ?

Aynı anlama gelen soruyu if’li koşul cümlesiyle elde edebiliriz.

What will you do if it snows ? Kar yağarsa ne yapacaksın ?

What if I say no ? Ya hayır dersem ?

Suppose I say no ? Varsayalım hayır dedim ?

Supposing I say no ? Farzet hayır dedim ?

What will yo do if I say no ? Hayır dersem ne yapacaksın ?

What if he comes back ? Ya geri gelirse ?

Suppose he comes back ? Varsayalım geri geldi ?

Supposing he comes back ? Farzet geri geldi ?

What would yo do if he comes back ? Geri gelirse ne yapardın ?

Suppose (that)/Supposing (that) (Farz et ki)

That eki suppose ve supposing’e eklendiğinde ki ekinin yerini tutar. What if, suppose ve supposing yerine suppose that ve supposing that kullanabiliriz. Türkçeye çevirirken çeviriye ki eki eklememiz yeterli olacaktır.

What if I lost our wedding ring ? Ya düğün yüzüğümüzü kaydersem ?

Suppose I lost our wedding ring ? Varsayalım düğün yüzüğümüzü kaybettim ?

Supposing I lost our wedding ring ? Farzet düğün yüzüğümüzü kaybettim ?

What will you do if I lost our wedding ring ? Düğün yüzüğümü kaybedersem ne yaparsın ?

That kullandığımızda aynı şeyi ifade ederiz fakat suppose veya supposing daha vurgulu bir ifadeye dönüşür.

Suppose that I lost our wedding ring, what would you do ? Varsayalım ki düğün yüzüğümüzü kaybettim, ne yapardın?

Supposing that I lost our wedding ring, what would you do ? Farzet ki düğün yüzüğümüzü kaybettim, ne yapardın?

Unless (..medikçe) If not

Unless olumsuz if’li cümlelerde if … not yerine kullanılır ve if … not ile denktir. Yapı ve anlam olarak olumsuz olan if … not koşul cümlelerini yapı olarak olumlu anlam olarak olumsuz bir hale dönüştürür. If clausede olduğu gibi cümlede başta veya ortada olmasının bir önemi yoktur. Şayet başta kullanılacaksa ana cümle ile unless koşul cümlesi arasına virgül konulur. Ve if clause types kuralları unless içinde geçerlidir.

Type 1

If people don’t make inquiries, I can’t help it. Eğer insanlar soruşturma yapmazsa yardım edemem.

Unless people make inquiries, I can’t help it. İnsanlar soruşturma yapmazsa yardım edemem.

Type 2 : Unless hayali durumlardan ziyade gerçek durumlar için kullanılmaktadır. Bu nedenle Type 2 ve Type 3 kullanımı çok kısıtlıdır.

The fortune would naturally revert to your brother, if he weren’t disinherited. Mirastan yoksun bırakılmadıkça, servet doğal olarak kardeşine dönecekti.

The fortune would naturally revert to your brother, unless he were disinherited. Mirastan yoksun bırakılmadıkça, servet doğal olarak kardeşine dönecekti.

Type 3 : Unless hayali durumlardan ziyade gerçek durumlar için kullanılmaktadır. Bu nedenle Type 2 ve Type 3 kullanımı çok kısıtlıdır.

If he had not gone to work, he might have watched the movie at home. Eğer işe gitmemiş olsaydı, filmi evde izleyebilirdi.

Unless he had gone to work, he might have watched the movie at home. İşe gitmemiş olsaydı, filmi evde izleyebilirdi.

As Long As So long As Providing (that) Provided (that) On Condition That Only if

As Long As So long As Providing (that) Provided (that) Only if bu ifadelerinin tamamı if ile yakın ve if’den daha güçlü anlamlar taşırlar, koşul cümlesindeki vurgunun yönünü değiştirirler. If clause types kuralları bu ifadeler içinde geçerlidir.

As long as/So long as (Sürece, şartıyla, yeter ki) : Aynı anlamdadırlar birbirlerinin yerine hiç bir şart olmaksızın kullanılabilirler.

I will fight him, as long as my wife knows nothing. Karım hiç bir şey bilmediği sürece, onunla savaşacağım.

So long as she stays there, everything will be ok. Orada kaldığı takdirde, herşey yoluna girecek.

Provided (that)/Providing (that) (Şartıyla, koşuluyla) : Aynı anlamdadırlar birbirlerinin yerine hiç bir şart olmaksızın kullanılabilirler.

I don’t mind waiting in the carriage at all, provided there is somebody to look at him. Ona bakacak biri olması şartıyla, taşıtta beklemek hiç umrumda değil.

You can join us providing that you learn to share. Paylaşmayı öğrenmeniz şartıyla bize katılabilirsiniz.

On Condition That (Şartıyla, koşuluyla) :

I will give them to you on condition that you let me go. Gitmeme izin vermen şartıyla sana onları veririm.

“Do you give it to me?” Onu bana verir misin ?

“Yes; but only on condition that you will not open it till I am gone’’ Evet, ama sadece ben gidene kadar onu açmaman şartıyla.

Only if (Yalnızca, şayet, tek şartla) :

I will let you know only if you promise not to tell anyone. Kimseye söylemeyeceğine söz verirsen, sana haber veririm.

Otherwise (Aksi takdirde)

You must hurry ; otherwise you will miss the plain. Acele etmelisin, yoksa uçağı kaçıracaksın.

I am glad of it; but otherwise I see no occasion for entailing estates. Ben ondan memnunum fakat diğer taraftan emlaklardan faydalanmak için bir fırsat görmüyorum.

Even if(olsa bile)

Şartlar ne olursa olsun sonucun değişmeyeceği durumlar için kullanılır. If clause types kuralları even if içinde geçerlidir.

Even if I have grown so much wiser, I am not changed towards you. Tam bir küstaha dönüşmüş olsam da, sana karşı değişmedim.

Even if you communicate it here, she wouldn’t understand its significance for years. Burada iletişim halinde olsanızda, bunun önemini yıllarca anlamayacaktınız.

We will compel you to act generously, even if you are not disposed to do so. Bunu yapmaya istekli olmasanız bile, sizi cömert davranmaya zorlayacağız.

Whether … or not (Öyle ya da böyle, olsa da olmasa da)

Whether … or not alternatif belirtir, hangi alternatif olursa olsun sonuç değişmeyecektir.

Whether or not you like it, I’m buying this car. İster beğen ister beğenme, bu arabayı alıyorum.

I did not steal the money whether you believe me or not. İster inan ister inanma parayı ben çalmadım.

whether you want or not, you are going to eat the kapuska. İstesen de istemesen de, kapuska’yı yiyeceksin.

I will wear my new overcoat whether or not it’s cold. Hava soğuk olsa da olmasa da, yeni paltomu giyeceğim.

If it weren’t for If it hadn’t been for But for

If it weren’t for (olmasa, olmasaydı) : If it weren’t for bir durumun bir başka durumu etkilediğini bildirir. Şimdiki zamanı ifade etmesine rağmen kullanımı if clause type 2 formundadır.

If it weren’t for my family, I couldn’t be happy. Eğer ailem olmasaydı, mutlu olamazdım.

If it weren’t for you, I would cease to live. Sen olmasaydın, yaşamaktan vazgeçecektim.

If it weren’t for your help this child couldn’t go to the school. Yardımınız olmasaydı, bu çocuk okula gidemiyordu.

If it hadn’t been for (Olmamış olsaydı) : If it hadn’t been for if it weren’t for gibi bir durumun bir başka durumu etkilediğini bildirir. Ancak geçmiş zamanı ifade eder ve kullanımı if clause type 3 formundadır.

If it hadn’t been for my family, I couldn’t have been happy. Eğer ailem olmamış olsaydı, mutlu olamazdım.

If it hadn’t been for you, I would have ceased to live. Sen olmamış olsaydın, yaşamaktan vazgeçecektim.

If it hadn’t been for your help this child couldn’t have gone to the school. Yardımınız olmamış olsaydı, bu çocuk okula gidemeyecekti.

But for : But for hem if it weren’t for hem de if it hadn’t been for yerine kullanılır. Type 2 formunda kullanıldığında şimdiki zamanı ifade eder ve if it weren’t for’un yerini tutarak olmasa veya olmasaydı anlamlarını verir. Type 3 formunda kullanıldığı zaman geçmiş zamanı ifade eder ve if it hadn’t been for’un yerini tutarak olmamış olsaydı anlamını verir.

But for my family, I couldn’t be happy. Eğer ailem olmasaydı, mutlu olamazdım. If it weren’t for yerine type 2 formda kullanıldı, İfade edilen zaman şimdiki zaman

But for my family, I couldn’t have been happy. Eğer ailem olmamış olsaydı, mutlu olamazdım. If it hadn’t been for yerine type 3 formda kullanıldı, İfade edilen zaman geçmiş zaman

But for you, I would cease to live. Sen olmasaydın, yaşamaktan vazgeçecektim. If it weren’t for yerine type 2 formda kullanıldı, İfade edilen zaman şimdiki zaman

But for you, I would have ceased to live. Sen olmamış olsaydın, yaşamaktan vazgeçecektim. If it hadn’t been for yerine type 3 formda kullanıldı, İfade edilen zaman geçmiş zaman

But for your help this child couldn’t go to the school. Yardımınız olmasaydı, bu çocuk okula gidemiyordu. If it weren’t for yerine type 2 formda kullanıldı, İfade edilen zaman şimdiki zaman

But for your help this child couldn’t have gone to the school. Yardımınız olmamış olsaydı, bu çocuk okula gidemeyecekti. If it hadn’t been for yerine type 3 formda kullanıldı, İfade edilen zaman geçmiş zaman

%d blogcu bunu beğendi: