Comparative

Comparative adjectives : aynı sıfata sahip iki isim arasında karşılaştırma yaparken kullanılır. Örnek olarak ; Ahmet, Mehmet’ten daha uzundur. Örnekte Ahmet ile Mehmet arasında karşılaştırma yapmış olduk.

Türkçede bu mukayese cümlemize den daha + sıfat eklemek suretiyle yapılır.

İngilizcede ise sıfatların sonuna er eklemek veya başına more getirmek suretiyle yapılır. Er ve more Türkçedeki daha kelimesinin karşılığıdır. Den ekinin İngilizce karşılığı ise than kelimesidir. Than kelimesi cümlemizdeki ikinci ismin önüne gelir.

Ahmet, Mehmet’ten daha uzundur. Türkçede daha kelimesini kullanmak zorunda değiliz. Uzun sıfatına eklenen dur eki aynı görevi görmektedir.

Ahmet is taller than Mehmet. İngilizcede bu yapıyı esnetemeyiz.

Er veya more seçimi :

– Tek heceli sıfatlara ve bazı iki heceli sıfatlara er eki getirilir.

My dog is smaller than yours. Benim köpeğim seninkiden daha küçüktür.

My car is older than Haluk’s car. Benim arabam Haluk’un arabasından daha eskidir.

This flowers are paler than that flowers. Bu çiçekler şu çiçeklerden daha solgun.

My father is prouder than your father. Benim babam senin babandan daha gururludur.

I can teach English easier than others. İngilizceyi diğerlerinden daha kolay öğretebilirim.

– Sonu ing, ed ve s ile biten sıfatlar bir veya iki heceli de olsa er eki almazlar. Bu sıfatların başına more getirilir.

Hasan is more tired than Hüseyin. Hasan Hüseyin’den daha yorgundur.

My uncle is more generous than my aunt. Dayım teyzemden daha cömerttir.

Some elections are more exciting than others. Bazı seçimler diğerlerinden daha heyecan vericidir.

– İki heceli sıfatların çoğuna ve ikiden daha fazla heceli sıfatların başına more getirilir.

To write a philosophy book is more difficult than to write a math book. Bir felsefe kitabı yazmak bir matematik kitabı yazmaktan daha zordur.

Money is more important than love. Para aşktan daha önemlidir.

The theater is more interesting than the cinema. Tiyatro sinemadan daha ilginçtir.

Sabri is more capable than Ronaldo. Sabri Ronaldo’dan daha yeteneklidir.

Istanbul is more enjoyable than the other cities. İstanbul diğer şehirlerden daha eğlencelidir.

I don’t know anyone, more special than you. Kimseyi tanımadım ben senden daha özel.

İki heceli sıfatların bazıları her iki biçimde de kullanılabilir. Clever, common, cruel, norrow, quiet, polite, tired vs.

I am handsomer than Brad Pitt. Ben Brad Pitt’ten daha yakışıklıyım.

I am more handsome than Brad Pitt. Ben Brad Pitt’ten daha yakışıklıyım.

Selma is friendlier than Lale. Selma Lale’den daha cana yakındır.

Selma is more friendly than Lale. Selma Lale’den daha cana yakındır.

Comparative adverbs : sonu ly ile biten zarflar başına more alır. Diğerleri için ise sıfatlarla aynı kurallar geçerlidir. Yalnızca early zarfı sonu ly ile bitmesine rağmen earlier olarak çekimlenir.

– Bazı sıfatların ve zarfların çekimleri düzensiz yapıdadır.

Good – iyi Better – daha iyi The best – en iyi
Bad – kötü Worse – daha kötü The worst – en kötü
Many – çok More – daha çok The most – en çok
Much – çok More – daha çok The most – en çok
Little – az Less – daha az The least – en az
Far – uzak Farther – daha uzak The farthest – en uzak

A bird in hand is better than two birds in branch. Eldeki bir kuş daldaki iki kuştan daha iyidir.

Be dishonourable is worse than be a loser. Onursuz olmak kaybeden olmaktan daha kötüdür.

– More than / less than- daha fazla anlamında olan more than ile daha az anlamında olan less than pek çok yerde kullanılırlar.

You are special more than anyone. Sen herkesten daha özelsin.

Dogs live less than twenty five years. Köpekler 25 yıldan daha az yaşarlar.

– a little / much mukayese yaparken kullanılan much çok daha anlamında a little ise biraz daha anlamında kullanılır. A little yerine aynı anlamda olan a bit de kullanılır.

Turkey is much bigger than San Marino. Türkiye San Marino’dan çok daha büyüktür.

Honey is a little more expensive than jam. Bal reçelden biraz daha pahalıdır.

As :

As + adjectives + as : ingilizcede iki ismin hemen hemen eşit derecede oluşunu anlatmak için iki as arasına sıfat yerleştirilir. Daha iyi anlamanız için Türkçe’de bu durum kadar kelimesiyle yapılır. Örneğin : Ayşe Fatma kadar tembeldir.

Ayşe is as lazy as Fatma. Ayşe fatma kadar tembeldir.

The tomatoes on the table as fresh as in the garden. Masadaki domatesler bahçedekiler kadar tazedir.

I will make a choise about our relationship as soon as possible. Mümkün olan en kısa sürede ilişkimiz hakkında bir seçim yapacağım.

Not as …. as : as …. as in olumsuz hali not as …. as, kadar değil anlamında kullanılır.

Leyla isn’t as coward as Hamit. Leyla Hamit kadar korkak değil.

The life is not as easy as you thought. Hayat zannettiğin kadar kolay değil.

Not so …. as : not as …. as in bir başka kullanımı not so …. as aynı anlamdadır. Bölgesel olarak bu iki kullanım birbirinin yerini alabiliyor.

English beer isn’t so tasty as German beer. İngiliz birası Alman birası kadar lezzetli değil.

Your decisions are not so interesting as the others. Senin kararların diğerlerininki kadar ilginç değil.

As much as / as many as : As …. as kalıbıyla much ve many kullanımı kadar anlamı verir. Eğer as + much/many + noun + as şeklinde kullanılırsa kadar çok anlamı verir. (iki as arasında much veya many bir isimle birlikte kullanılırsa, kadar çok anlamı verir.)

You’re gonna be loved as much as you love. Sevdiğin kadar sevileceksin.

I don’t have as many house as you. Benim senin kadar çok evim yok.

As / The same as : As tek başına kullanıldığında gibi anlamı verir. The same karşılaştırma yaparken as ile kullanılır aynı ….. gibi anlamını verir.

As you know, as you see, as you hear, moreover as you don’t know. Bildiğin gibi, gördüğün gibi, duyduğun gibi, bir de bilmediğin gibi.

My idea is the same as yours. Benim fikrim seninkiyle aynı.

My way is not the same as yours. Benim yolum seninkiyle aynı değil.

More and more / ..er and ..er : Derecesi gittikçe artan yada azalan eylemleri anlatmak için kullanılırlar.

The economy is getting worse and worse. Ekonomi gittikçe kötüye gidiyor. Veya ; Ekonomi gittikçe kötüleşiyor.

More and more people die during wars. Savaşlar sırasında giderek daha fazla insan ölüyor.

Most of the people are becoming more and more poverty. İnsanların çoğu gittikçe daha da yoksullaşıyor.

Only privileged people are getting richer and richer. yalnızca imtiyazlılar gittikçe daha da zenginleşiyor.

The more …. the more ….. / the ….er ……. the …..er ….. / the more…. the less ….: bu kalıp iki durumun birbirini etkilediği durumlarda kullanılır. İlk cümle de sepep ikinci cümle de sonuçtan bahsedilir. (Bu konuda kesinlikle türkçe ile bire bir uyum aramayın. Konuyu daha iyi kavrayabilmeniz için her bir örneği bir kaç çeviriyle birlikte verdik. )

Bu kalıpla ingilizcede pek çok deyim oluşmaktadır.

The more, the better. Ne kadar çok, o kadar iyi. ( daha fazla, daha iyi )

The sooner the better. Ne kadar erken, o kadar iyi. ( daha erken, daha iyi )

The harder it is, the better it gets.

Ne kadar zor olursa, o kadar iyi olur.

Daha zor oldukça, daha iyi olur.

Zorlaştıkça daha iyisi olur.

The more you work, the more you have money.

Ne kadar çok çalışırsan, o kadar çok paran olur.

Daha çok çalışırsan, daha çok paran olur.

Çalıştıkça, daha çok paran olur.

The more you know, the less you scare.

Ne kadar çok bilirsen, o kadar az korkarsın.

Daha çok bilirsen, daha az korkarsın.

Bilgin arttıkça, korkun azalır.

The braver you are, the more you have enemies.

Ne kadar cesur olursan, o kadar düşmanın olur.

Cesaretinin arttığı ölçüde, düşmanların artar.

Daha cesur olursan, daha çok düşmanın olur.

%d blogcu bunu beğendi: