Compare Determiners

Bu dersimizde öğrendiğimiz miktar belirleyicileri tek bir örnek üzerinden karşılaştırıp, bilgilerimizi kalıcı hale getirmeye çalışacağız.

Örneğimiz ; Okulda yüz öğrenci var. Hayali durumlar yaratarak bu sayı için miktar belirleyiciler atamaya çalışacağız.

– There are hundred students at school. Okulda yüz öğrenci var.

Not: miktar belirleyiciler of ile kullanıldığında ismin önünde mutlaka bir belirteç bulunmak zorundadır.

All : (herşey, tüm, bütün, tamamı) All bahsi geçen grubun tamamını kapsayan bir ifadedir. Bu okulun kayıtlı yüz öğrencisi var ve bu yüz öğrencinin tamamıda eksiksiz bir şekilde okulda. O zaman bu durumu aşagıdaki şekilde ifade ederiz.

All students are at school. Bütün öğrenciler okulda.

All of the students are at school. Bütün öğrenciler okulda.

Most : (çoğu) Most bahsi geçen grubun büyük bir kısmını, tamamına yakınını tanımlayan bir ifadedir. Okulda kayıtlı yüz öğrenci var ve doksan altı tanesi okulda. Bu durum aşağıdaki şekilde ifade edilebilir.

Most students are at school. Öğrencilerin çoğu okulda.

Most of the students are at school. Öğrencilerin çoğu okulda.

Some : (biraz, bir miktar, bir kısmı, bir kaçı) Some bahsi geçen grubun bir kısmını ifade eder. Okulda kayıtlı yüz öğrenci var ve bu öğrencilerin bir kısmı okul dışında bir etkinliğe gitti bir kısmı ise okulda kaldı. Bu geride kalan kısım ne çoğunluk ne azınlık sayı belirsiz, cümlede asıl vurgulamak istediğimiz şey, halen okulda bir miktar öğrenci olduğudur. Okulun disiplinden sorumlu idarecisi olduğunuzu düşünün sizin için önemli olan okulda öğrencilerin olması veya olamasıdır, sayısının bir önemi yoktur, göreviniz okulda öğrenci olduğu anda disiplini sağlamaksa ve okulda öğrenci mevcutsa sizin göreviniz devam etmektedir. Eşinizde sizi eve çağırdı diyelim. Bu durumda eşinize görevinizin devam ettiğini belirtmek istediğinizde some students kalıbını kullanırsınız.

Some students are at school. Öğrencilerin bir kısmı okulda.

Some of the students are at school. Öğrencilerin bir kısmı okulda.

Any : (hiç) Any yokluk ifade eder. Okulda hiç öğrenci bulunmuyorsa any kullanılır. Any genel olarak olumsuz ve soru cümlelerinde kullanılır.

Are there any students at school ? Okulda hiç öğrenci var mı ?

There aren’t any students at school. Okulda hiç öğrenci yok.

No None : (yok) Any gibi yokluk ifade ederler. No yalnızca olumlu cümlelerde kullanılır ve not any yerini alır. None ise zamir olarak kullanılır böylelikle sonrasında isim almak durumunda değildir. Sorulara kısa cevap olarak yalnız başına kullanılır.

Are there any students at school ? Okulda hiç öğrenci var mı ?

There aren’t any students at school. Okulda hiç öğrenci yok.

There are no students at school. Okulda hiç öğrenci yok.

None. Yok.

Too : (çok, aşırı derecede) Too sıfatlarla kullanıldığı zaman aşırılık ifade eder. Türkçeye genelde çok olarak çevirilir ve cümleyi anlam olarak olumsuz bir hale sokar. Okulda kayıtlı yüz öğrenci var ve civardaki okulların öğrenci sayıları ortalama altmış, bu durumda bu okulda öğrenci sayısı, çok fazla oluyor.

The number of students in the school is too many. Okuldaki öğrenci sayısı çok fazla.

Enough : (yeterli, yeterli miktarda) Enough yeterlilik ifade eder. Okulun kapasitesi yüz yirmi Milli Eğitim Bakanlığı da bu okul için yüz öğrenciden daha az olursa kapatma kararı alacak. Okulun eğitime devam edebilmesi için ; Eğer okulun öğrenci sayısı yüz’ün altındaysa not enough yüz veya daha üstüyse enough kullanılır.

The school has enough students. Okulun yeterince öğrencisi var.

The school does not have enough students. Okulun yeterince öğrencisi yok.

A lot of : (çok, bir çok, pek çok) A lot of nitelediği ismin yeterinden fazla miktarda olduğunu anlatır. Okulumuzda sınıfların öğrenci sayısı yirmi iken 1/A sınıfının öğrenci sayısı yirmi yedi bu durumda 1/A sınıfında yeterinden fazla miktarda öğrenci oluyor.

There are a lot of students in class 1/A. Sınıf 1 / A’da bir sürü öğrenci var.

Many : (çok, pek çok) Many genelde olumlu cümlelerde tercih edilmez ve olumsuz cümlelerde a lot of’un yerini alır. Yine a lot of gibi yeterinden fazla miktarda anlamı verirken olumsuz cümlelerde tercih edildiğinde pek çok yok veya çok yok anlamında kullanılır. Okulumuzda sınıfların öğrenci sayısı yirmi iken 1/A sınıfının öğrenci sayısı on beş bu durumda 1/A sınıfında diğerlerinden az miktarda öğrenci oluyor. Sayılamayan isimlerle kullanılmazlar.

There are not many students in class 1/A. Sınıf 1 / A’da çok öğrenci yok.

Much : (çok, pek çok, çok miktarda) Much da many gibi olumlu cümlelerde tercih edilmez. Olumsuz ve soru cümlelerinde sayılamayan isimlerle kullanılır. Okulun bir su deposu olduğunu düşünelim ve depoda çok fazla su kalmamış bu durumda olumsuz bir much cümlesi kurarız.

There is not much water in water tank of the school. Okulun su deposunda fazla su yok.

A little/little : (biraz) A little cümle içinde kullanıldığında biraz ama yeterli miktarda var anlamı verir ve daima sayılamayan isimlerle kullanılır. Little ise biraz anlamına gelir fakat yetersiz bir miktarda oluşu ifade eder. Okulun su deposunda biraz su var. Müdür bize su deposunda bu hafta için su var mı diye sorduğunda a little ile az su kaldığını ama o haftayı çıkarabileceğini anlatırız,little ile az su kaldığını ve bu haftayı çıkaramayacağını anlatırız.

There is a little water in water tank of the school for this week. Okulun su deposunda biraz ama bu hafta için yeterli miktarda su var.

There is little water in water tank of the school for this week. Okulun su deposunda bu hafta için yeterli olmayacak miktarda biraz su var.

A few/few : (bir kaç) A few cümlede kullanıldığında bir kaç tane ama yeterli miktarda anlamı vererek olumlu cümlelerde kullanılır. Daima sayılabilen isimlerle kullanılır. Few ise bir kaç tane ama yeterli adette değil anlamı verir. Okulumuza office programlarını bilen dört öğrenci lazım oldu. ama üç öğrencide biraz daha gayretle işi bitirebilir. Okulda da üç öğrenci var office bilen. Bu durumda a few kullanırız. Eğer dört öğrenci lazım ama üç öğrenciyle işin içinden çıkılamayacaksa few kullanırız.

There are a few students who know office programs. Ofis programlarını bilen birkaç öğrenci var. (yeterli miktarda var)

There are few students who know office programs. Ofis programlarını bilen birkaç öğrenci var. (ama yeterli miktarda değil)

Both : (her ikiside, her ikisi) İki şey veya iki insandan bahsederken kullanılır. Both tek başına kullanılabilir yada kendisinden sonra isim gelebilir. Daima çoğuldur. Kendisinden sonra isim gelecekse ya iki tane isim gelir yada yada çoğul bir isim gelir. Eğer both öznede yer alıyorsa fiiller çoğul öznelere göre çekimlenir. Okulumuzda dışardan birisi gelip bir kıza laf attı. Bunu gören iki öğrenci gidip adamla kavga ettiler.

Both students were fighting for a girl. Her iki öğrenci de bir kız için dövüşüyordu.

Either : (İkisinden biri, herhangi biri) İki şey veya iki insandan bahsederken kullanılır. Either tek başına kullanılabilir yada kendisinden sonra isim gelebilir. Daima tekildir. Kendisinden sonra isim gelecekse tekil bir isim gelir. Eğer either öznede yer alıyorsa fiil tekil olarak çekimlenir. Okuldaki kavgadan sonra Müdür olayın nasıl olduğunu öğrenmek istedi ve ikisinden biri buraya gelmeli dedi.

Either student must come here. İki öğrenciden biri buraya gelmeli.

Neither : (ikisinden hiç biri) İki şey veya iki insandan bahsederken kullanılır. Neither tek başına kullanılabilir yada kendisinden sonra isim gelebilir. Daima tekildir. Kendisinden sonra isim gelecekse tekil bir isim gelir. Eğer neither öznede yer alıyorsa fiil tekil olarak çekimlenir. Cümleye olumsuz bir anlam yükler bu durumda cümleye olumsuzluk eki getirmeye gerek yoktur. İki öğrencide müdürün yanına gelmeyi reddetti bizde bu durumu müdüre haber vereceğiz.

Neither student wanted to come here. İki öğrencide buraya gelmek istemedi. Veya iki öğrenciden hiç biri buraya gelmek istemedi.

One/Ones : (olanı, olanları) : Konuşmacılar arasından belirgin olan şeylerin veya kişilerin ismi yerine one veya ones kullanılabilir. Tekil olan şeylerden bahsederken one, çoğul olan şeylerden bahsederken ones kullanılır. Türkçede tam karşılıkları bulunmamakla birlikte genel olarak, one olanı, ones olanları olarak çevirilmektedir. Müdüre bu durumu haber verdik hatta uzun boylu olan müdür için kendisi buraya gelsin dedi. Bunu müdüre one kullanarak bildiririz.

The tall one said : come here himself. Uzun boylu olanı, kendisi buraya gelsin, dedi.

Öğrencilerden bazıları uzun boylu olanın müdürün yanına gitmemesini haklı buldu ve onun tarafında saf tuttu. Bazıları ise tarafsız kaldı ve sınıflarına gitti. Bu durumu bildirmek için ise çoğul şeylerden bahsederken kullandığımız ones kullanırız.

Some students encourage him. Bazı öğrenciler onu cesaretlendirdi.

Neutral ones went to their class. Tarafsız olanlar sınıflarına gitti.

Every : (her, her bir) : Every kendisinden sonra sayılabilir tekil bir isim alır. Tek başına kullanılamaz. Anlamı tekil olmasına karşın ikiden fazla sayıda olan gruplarda, grubun her bir öğesi aynı iş, oluş veya hareket içindeyse bu gruptaki her bir öğeyi bir bütün halinde anlatmak için kullanılır. Fakat bu ona çoğul bir anlam katmaz. Ama bu olay sonunda her bir öğrencinin ayrı ayrı üzüldüğünüde söylemek istersek every kullanırız.

Every student was unhappy for this fight. Her öğrenci bu dövüşten dolayı mutsuzdu.

%d blogcu bunu beğendi: