Every and All

Every : Türkçede her veya her bir anlamında karşılık bulur kendisinden sonra sayılabilir tekil bir isim gelir. Tek başına kullanılamaz. Anlamı tekil olmasına karşın ikiden fazla sayıda olan gruplarda, grubun her bir öğesi aynı iş, oluş veya hareket içindeyse bu gruptaki her bir öğeyi bir bütün halinde anlatmak için kullanılır. Fakat bu ona çoğul bir anlam katmaz.

Every accident is tragic. Her kaza trajiktir.

Tomtomgiller is different then every shop in Istiklal caddesi. Tomtomgiller, İstiklal caddesindeki her dükkandan farklıdır.

Every living thing is born, grows and dies. Her canlı doğar, büyür ve ölür.

– Every kelimesi almost, nearly gibi kelimelerle kullanılabilir.

Almost every student is sad in the school. Okulda, neredeyse her öğrenci üzgün.

We went to the beach nearly every day in summer. Yazın, hemen hemen her gün sahile gittik.

– Every day, week, mont, year, winter, summer, morning, evening, night vb. zaman ifadeleriyle çok sık kullanılır. Zaman ifadeleriyle kullanıldığı zaman sıklık bildirir.

He goes to the theater every month. Her ay tiyatroya gider.

Every time the autumn comes. Her sonbahar gelişinde. (sonbahar her geldiğinde)

We wish every day becomes like this. Her günümüz böyle olsun.(Her günün böyle olmasını dileriz.)

– Every one of kullanımı. Every kelimesi sıfat olduğu için tek başına kullanılamaz. Every one of sık kullanılan yapılardan biridir. One, ismin yerini tutar ve every one of yapısı oluşturulur. Bu yapıdan sonra çoğul bir isim veya zamir gelir ancak fiil tekil durumdadır.

Every one of teachers has to participate in training. Öğretmenlerin her biri eğitime katılmak zorunda.

Every one of us survived the accident. Her birimiz kazadan sağ kurtulduk.

Every one of these books is literary masterpiece. Bu kitapların her biri edebi şaheser.

– Everybody, everyone, everything, everywhere kullanımı. Tek başına kullanılabilirler ve fiil tekil özneye göre çekimlenir.

Everybody, everyone, insanlar için kullanılır ve her ikiside herkes, her bir kişi anlamındadır. Birbirlerinin yerine kullanılabilirler.

Everybody wants to rule the world. Herkes, dünyaya hükmetmek istiyor.

Everyone wants to feel like someone cares. Herkes, birileri tarafından önemsediğini hissetmek istiyor.

Everybody grows at different rates. Herkes farklı oranlarda büyür.

Everyone knows me, I never betray her. Herkes beni bilir. Ben ona asla ihanet etmem.

Everything, herşey anlamındadır.

Everything is fine. Herşey yolunda.

Everything reminds me of you. Her şey bana seni hatırlatıyor.

Everything depends on you. Her şey sana bağlı.

follow the evidence wherever it leads, and question everything. Her nereye götürürse, kanıtları takip et ve herşeyi sorgula. Neil deGrasse Tyson

Everywhere, her yer, her yerde anlamındadır.

There are blood and tears everywhere. Her yerde kan ve gözyaşı var.

I look for you everywhere. Her yerde seni aradım.

Everytime everywhere. Her zaman her yerde.

Temperatures rise everywhere. Her yerde hava sıcaklıkları yükseliyor.

All : Türkçede hepsi, bütün anlamında karşılık bulur. Sayılabilir ve sayılamayan isimlerle birlikte kullanılırlar. Sayılabilir isimlerle kullanıldığında grubun içinde ikiden daha fazla sayıda eleman olması gerekir.

I hate all of you. Hepinizden nefret ediyorum.

We are all happy. Biz hepimiz mutluyuz.

Our teachers are proud of the achievements of all of us. Öğretmenlerimiz hepimizin başarılarından gurur duyuyorlar.

– All çoğul isimlerle kullanıldığında fiil çoğul özneye göre çekimlenir.

All files were successfully unzipped. Bütün dosyalar başarılı bir şekilde sıkıştırılmış.

All rights reserved. Bütün hakları saklıdır.

All the mothers have got a big love. Bütün anneler büyük bir sevgiye sahip.

– All sayılamayan isimlerle kullanıldığında fiil tekil özneye göre çekimlenir.

All the money is wet. Bütün para ıslanmış.

All money infects microbes. Bütün paralar mikrop bulaştırırlar.

– All of ile kullanıldığında, isimler kendisinden önce belirleyiciler (the, my, these) almalıdırlar. Bu belirleyicilerle birlikte of kullanılmasa da olur fakat all, object pronouns (it, us, you, them) yani nesne zamirleriyle kullanılacaksa mutlaka of ile birlikte kullanılmalıdır. All cümle içinde yer değiştirebilir, esnek bir kullanıma sahiptir. Örneklerimizde all yapısının alternatif kullanımlarını gösterdik.

All my money was stolen. Bütün param çalındı.

All of my money was stolen. Bütün param çalındı.

All these are fake. Bunların hepsi sahte.

All of these are fake. Bunların hepsi sahte.

We did all these. Bütün bunları biz yaptık.

We did all of these. Bütün bunları biz yaptık.

All of you showed how it was done. Hepiniz bunun nasıl yapıldığını gösterdiniz.

You all showed how it was done. Hepiniz bunun nasıl yapıldığını gösterdiniz.

All of us were crazy but now we are more crazy than times of old. Hepimiz deliydik ama şimdi eski zamanlarımızdan daha deliyiz.

We were all crazy but now we are more crazy than times of old. Hepimiz deliydik ama şimdi eski zamanlarımızdan daha deliyiz.

NOT: Every All farkı

every bir bütünün parçalarının her birini nitelerken, all bütünün tamamını niteler.

Every parça ile all bütün ile ilgilenir.

Every one of us. Her birimiz. Tekil

We all veya all of us. Hepimiz. Çoğul

Every tekil sayılabilir isimlerle kullanılırken, all hem sayılabilir hem de sayılamayan isimlerle kullanılırlar. All sayılabilir çoğul isimlerle, sayılamayan tekil isimlerle kullanılırlar.

every student. Her bir öğrenci. Tekil

All students. Bütün öğrenciler. Çoğul

All water. Bütün sular. (Sayılamayan isim)

Every ve all zaman ifadeleriyle kullanıldığında : every birlikte kullanıldığı zaman ifadesiyle, tekrar eden durumları veya olayları tanımlarken, all birlikte kullanıldığı zaman ifadesiyle belirtilen zamanın tamamını kapsadığını ifade eder.

Every day : her gün veya her bir gün. Bu ifade bize (sunday, monday, tuesday, wednesday, thursday, friday, saturday) haftanın bütün günlerini ayrı ayrı tanımlarken.

All day : bütün gün. Bu ifade ise bize günün başlangıcından bitimine kadar geçen süre aralığını tanımlar.

I meet my friends every day in this week. Bu hafta her gün arkadaşlarımla buluştum.

Bu ifade ; arkadaşlarımla, sunday, monday, tuesday, wednesday, thursday, friday, saturday günlerinde buluştuğumu anlatıyor.

I meet my friends all day. Bütün gün arkadaşlarımla görüştüm. Bu ifade; sabah uyanıp dışarı çıktıktan sonra arkadaaşlarımla buluştuğumu ve bu cümleyi kurduğum saate kadar onlarla birlikte olduğumu anlatıyor.

%d blogcu bunu beğendi: