Prepositions 1

Prepositions (Edatlar) :

İngilizcede prepositionslar, eylemin yerini, yönünü ve zamanını belirtirler. Ayrıca eylemle ilgili olan nesneler ve kişiler arasındaki bağı kurarlar.

In (içinde) : Zaman ifadelerinde nasıl kullanıldığını gördüğümüz in ifadesi, Türkçede içinde anlamını verir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, Türkçede içinde anlamı farklı şekillerde verilebilir ; Kimi zaman olduğu gibi içinde olarak kullanılır, kimi zaman Türkçede ismin halleri konusundan hatırlayacağınız gibi ismin de halinde kullanılır. Sıfat olarak kullanıldığında evde, içeride, gelmiş olan anlamlarıda verebilir.

The money is in the purse. Para cüzdanın içinde.

Our people usually live in apartments. Halkımız genellikle apartman dairelerinde otururlar.

She is in. O evde.

Children are in. Çocuklar içeride.

The tests are in and you are diabetic. Testler geldi ve siz şeker hastasısınız.

Are you in ? Var mısın ?

I live in Istanbul. İstanbulda yaşıyorum.

On (üstünde) : On ifadesi Türkçede üstünde, üzerinde anlamını verir. Yalnız on ile ifade edilenin temas halinde olması gerekir. Örneğin denizin üstündeki martılar deniz ile temas halindelerse ‘denizdeki martılar’ deriz bu durum İngilizcede on ile ifade edilir. Martılar denizin üstünde uçuyorlarsa ‘denizin üstündeki martılar deriz’ bu durum İngilizcede daha sonra göreceğimiz above ile ifade edilir. Sağda ve solda gibi deyişlerde on takısı yardımıyla yapılır. On the right-sağda, on the right of-sağında, on the left-solda, on the left of-solunda.

There are seagulls on the sea. Denizde martılar var.

She is on her way to hospital. O hastaneye gidiyor.

There is a vase on the table. Masanın üstünde bir vazo var.

The market is on the left of the mosgue. Pazar caminin solundadır.

Who is this girl on the bus ? Otobüsteki bu kadın kim ?

At (de, da) : İçinde bulunulan kordinatı belirtir. Bu kordinat belirli bir yer ve zamanı belirtir. Etrafında, içinde, yakınında bulunulan yeri ve zamanı belirtmek için kullanılır. Burada dikkat edeceğimiz hususlardan bazıları : bulunulan yer bildirilirken şehir, bölge ve semt isimleri belirteceksek şehir ve daha büyük bölgeler in ile şehirden daha küçük bölgeler ilçe, semt vs. at ile ifade edilir. Dikkat edeceğimiz bir başka husus ise örneğin ; masamızda oturuyorsak bunu at ile ifade ederiz. Masamızın herhangi bir köşesinin hemen yanında duruyorsak bunu daha sonra göreceğimiz by ile ifade ederiz.

I am at my desk. She is by my desk too. Masamdayım. O da benim masamın hemen yanında.

We met at the station. İstasyonda buluştuk.

She lives in Istanbul at Fatih. O İstanbul Fatihte yaşıyor.

I always go to bed at midnight. Ben daima gece yarısı yatarım.

My mother gave birth me at the age of twenty eight.

To (e, a, ye, ya) : İngilizcede en çok kullanılan preposition olan to bize eylemin yönünü gösterir. Türkçede ismin e hali to ile aynı görevi görür.

We will go to Antalya next weekend. Gelecek hafta sonu Antalya’ya gideceğiz.

That street goes to the hospital. Şu cadde hastaneye gider.

They are coming to my office. Onlar ofisime geliyorlar.

let’s drink to love. Hadi aşka içelim.

I work hard to make money. Para kazanmak için çok çalışıyorum.

From (itibaren, den, dan) : From bize cümlede bahsi geçen eylemin başlangıç noktasını bildirir.

They will go to Izmir from Bursa. Onlar Bursadan İzmir’e gidecekler.

I study from tuesday to sunday. Salı gününden cumaya kadar ders çalışıyorum.

I was imprisoned to 2001 from 2005. 2001’den 2005’e kadar tutukluydum.

Stay away from me. Benden uzak dur.

From time to time human rights violations happened. This is getting more and more. Dünyada zaman zaman insan hakları ihlalleri oldu. Bu giderek daha da artıyor.

Into (içine doğru) : İngilizcede eylem kapalı bir yere yöneldiyse to yerine into kullanılır. Fakat günlük kullanımda çoğu zaman into yerine in kullanılır.

Dinner is ready. Come to into the dining room. Yemek hazır. Yemek odasına gelin.

They walk into the mall. Alışveriş merkezinin içine doğru yürüdüler.

Look into the room. Odanın içine bak.

Near (yakın) : Near yakınında civarında anlamı verir fakat birazdan göreceğimiz by ile karıştırılmamalıdır. Near yakında, civarında anlamı verirken, by hemen yanıbaşında anlamı verir.

You are standing near the table. Masanın yanında duruyorsun.

Is there a market near hear ? Buraya yakın bir market var mı ?

The near future will be awful. Yakın gelecek korkunç olacak.

By (yanında, yanıbaşında, tarafından) : İngilizcede by neardan daha fazla yakınlık ifade eder. Aynı zamanda by yakınlık ifade ettiği durumlarda yerine next to, ve beside kullanılabilir. Bir diğer kullanım alanı ise ; bir yere giderken toplu taşıma araçlarının kullanıldığını ifade ederken by kullanılır. Eylemin nedeni, yaratıcısı olan nesneyi belirtmek içinde by kullanılır.

You are standing by/next to/beside the table. Masanın hemen yanında duruyorsun.

Come and sit by me. Gel ve yanıma otur.

The wind comes by the door. Rüzgar kapı tarafından geliyor.

This wonderful night was prepared by Mr. Brown. Bu muhteşem gece Mr. Brown tarafından hazırlandı.

We go to work by bus. Biz işe otobüsle gideriz.

Behind (arkasında) :

The post office is behind the drug store. Postane eczanenin arkasındadır.

Why are you hiding behind the door ? Neden kapının arkasında saklanıyorsun ?

Go behind the house and wait for me. Evin arka tarafına geç ve beni bekle.

In front of (önünde) : İngilizcede in front of edatını tek bir kelimeymiş gibi ezberlememiz gerekir.

The man is in front of the gate. Adam kapının önündedir.

The flowerpots are in front of the window. Saksılar pencerenin önündedir.

There was a mouse in front of the door. Kapının önünde bir fare vardı.

Under (altında) : Bir şeyin tam altındaki birşeyden bahsederken kullanılır. Soyut kavramlardan bahsederken kullanılır.

Everything is under control. Herşey kontrol altında.

He is sleeping under the tree. Ağacın altında uyuyor.

He can not drink because he is under eighteen years old. O içemez çünkü 18 yaşın altındadır.

For (için) : İçin anlamında kullanılan for edatı belirli bir zaman dilimini ifade ederken de kullanılır.

I bought that car for you. O arabayı senin için aldım.

We watched movie for two hours. İki saat boyunca film izledik.

I worked for many years. I will rest anymore. Uzun yıllar çalıştım. Artık dinleneceğim.

That’s all we know for now. Tek bildiğimiz bu şimdilik.

I lived in Giresun for ten years. Giresunda 10 yıl yaşadım.

With (ile, lı, li, beraber) : Cümlede özne ile nesne arasında bağ kuran with, ayrıca Türkçede lı, li ekleriyle yapılan tamlamaları İngilizcede yapmak için kullanılır. Örneğin ; gözlüklü adam, şapkalı kadın, sütlü kahve gibi tamlamalar İngilizcede with ile yapılır.

He cut the meat with a knife. Etleri bıçakla kesti.

There was a man with glasses. Gözlüklü bir adam vardı.

A woman with a black hat was shouting him. Siyah şapkalı bir kadın ona bağırıyordu.

The boy wanted to buy a chocolate with milk. Çocuk sütlü bir çikolata satın almak istedi.

Do you want to go on a holiday with me ? Benimle tatile gitmek istiyor musun ?

Without (olmadan, maksızın, sız, siz) :

Can you be happy without me ? Bensiz mutlu olabilir misin ?

Would you like coffee with or without milk ? Sütlü yada sütsüz kahve ister misiniz ?

I didn’t know you without whiskers. Seni bıyığın olmadan, tanıyamadım.

About (hakkında, yaklaşık) : Edat olarak kullanıldığında hakkında, ilgili, dair anlamı veren about zarf olarak kullanıldığında yaklaşık, takriben anlamında kullanılır.

I thought about us all night. Bütün gece bizi düşündüm.

He is about twenty years old. O, yaklaşık 20 yaşında.

I don’t know much about women. Kadınlar hakkında pek fazla şey bilmiyorum.

We broke up about a year. Yaklaşık bir yıl önce ayrıldık.

%d blogcu bunu beğendi: