Prepositions 2

Out – Out of (dış, dışarı, den dışarı) : Out cümlede bahsi geçen yerden veya zamandan dışarıda olmak anlamında kullanılır. Burada dikkat edeceğimiz husus in edatının tersi olmasıdır. Yani dışarıda olan nesne eğer içeride olursa içinde bulunulan nesnenin onu tamamen kapsaması gerekmektedir. Out of kullanılan bir cümleyi Türkçeye çevirirken genelde ..den dışarı yerine yalnızca ..den, ..dan kullanılır.

The money dropped out of the bag. Paradan çantadan (dışarı) düştü.

I am in. He is out. Ben evdeyim. O dışarıda.

He went out of the house. Evden dışarı gitti.

Off (den uzak, dışına, den dışarı) : Off cümlede bahsi geçen yerden veya zamandan dışarıda veya uzakta olmak anlamında kullanılır. Burada dikkat edeceğimiz husus on edatının tersi olmasıdır. Yani dışarıda veya uzakta olan nesne eğer diğer nesne ile biraraya gelirse, diğer nesne ile temas halinde ve üzerinde olması gerekmektedir.

Please take the picture off the wall. Lütfen resmi duvardan alırmısın.

Keep off the grass. Çimlerden uzak durun.

Up – Up to (yukarı, e kadar) : Eylemin yukarıya doğru yapılması gerekir.

We will walk up the hill. Tepeye yukarı yürüyeceğiz.

We wil walk up the hill to the house. Eve kadar tepeye yukarı yürüyeceğiz.

Down – Down to (aşağı, e kadar) : Eylemin aşağıya doğru yapılması gerekir.

We fell down the stairs. Merdivenlerden düştük.

We fell down the stairs to the door. Merdivenlerden kapıya kadar düştük.

Towards (karşı, e doğru, yönünde) :

The world moves towards war. Dünya savaşa doğru ilerliyor.

The man turned towards Seda. Adam Seda’ya doğru döndü.

Over (üstünde, üzerinde, boyunca) : Over bir şeyden daha yukarıda ve üstünde olmak, boylu boyunca üzerini kapsamak veya üzerinden geçmek anlamında kullanılır.

Birds flew over us. Kuşlar üzerimizden uçtular.

The plane will fly over clouds. Uçak bulutların üstünden uçacak.

There is mist over the city. Şehrin üzerinde sis var.

The ones over 18 can get a driver’s licence. 18 yaşından büyükler sürücü belgesi alabilirler.

Above (üstünde, yukarısında) : Above bir şeyden daha yüksekte olmak anlamına gelir. Above kullandığımızda iki nesne arasında temas olmaması gerekir. İki nesnenin tam olarak altlı üstlü olmasına gerek yoktur.

I have a house above the street. Caddenin yukarısında bir evim var.

The picture is above the television. Resim televizyonun üstündedir.

The temperature is above zero. Sıcaklık sıfırın üstünde.

Below (altında,aşağı) : Below bir şeyden sıcaklık veya yükseklik olarak daha alçakta olmak anlamını taşır. Under ile farkı ; Under altında bulunulan şeyin tam olarak altında olmak anlamı taşırken, below yükseklik olarak alçakta olmaktır.

I have a house below the street. Caddenin aşağısında bir evim var.

The television is below the picture. Televizyon resmin altındadır.

The temperature is below zero. Sıcaklık sıfırın altında.

Opposite (karşısında) :

My office is opposite yours. Ofisim seninkinin karşısında.

Your school is opposite of the city hall. Senin okulun belediyenin karşısındadır.

Through (içinden, arasından, baştan başa) :

The green cat passed through the garden. Yeşil kedi bahçenin içinden geçti.

We have to go through the forrest to reach the street. Caddeye ulaşmak için ormanın içinden geçmek zorundayız.

Round – Around (çevresinde, etrafında, civarında, yaklaşık) : Round, around etrafında, çevresinde, civarında anlamına gelirken, around ayrıca about ile birlikte yaklaşık olarak anlamında da kullanılır.

When we travel around/round the world we understand that the world is round. Dünyanın etrafında bir tur attığımızda, onun yuvarlak olduğunu anlarız.

The green cat passed around/round the garden. Yeşil kedi bahçenin etrafından geçti.

I will arrive in Istanbul around/about seven. Yakşalık 7 gibi İstanbula varacağım.

Along (boyunca, uzunluğunca) : Along boydan boya, boyunca anlamına gelir.

We chatted along the way. Yol boyunca sohbet ettik.

He ran along the river. Nehir boyunca koştu.

There are trees along the street. Cadde boyunca ağaçlar var.

Across (karşısında, karşıdan, karşıya) : Across genel olarak along prepositionunun aksine boyunca değil, enine ve karşı tarafına anlamına gelir.

I will swim across the river. Nehrin karşısına yüzeceğim.

We met across the street. Caddenin karşısında buluştuk.

There are trees across the street. Caddenin karşısında ağaçlar var.

Until – Till (e kadar) : Until ile till arasında anlam olarak hiç bir fark yoktur. Resmi konuşmalarda until kullanılır. Günlük konuşma dilinde ikisinide tercih edebilirsiniz.

I didn’t sleep until the morning. Sabaha kadar uyumadım.

We played the game until the evening. Akşama kadar oyun oynadık.

Past (ötesine, yanından geçerek) :

When I was walking past the library, I saw him. Onu gördüğümde, kütüphanenin yanından yürüyerek geçiyordum.

We ran along the street, past the park and we saw you. Cadde boyunca koştuk, parkı geçtik ve seni gördük.

Between (arasına, arasında) : Between iki şeyin arasındaki şeyler için kullanılır.

This will remain a secret between us. Bu aramızda sır olarak kalacaktır.

My house is between the lake and the forest. Benim evim göl ile ormanın arasındadır.

Among (arasında) : Among ikiden fazla şeyin arasındaki şeyler için kullanılır.

My house is among the trees. Benim evim ağaçların arasındadır.

I feel so alone among people. İnsanların arasında çok yalnız hissediyorum.

Within (de, da, içinde, dahilinde) :

I can make it within ten minutes. 10 dakika içinde halledebilirim.

We can arrive within five hours. Beş saat içinde varabiliriz.

Drugs are prohibited within the borders of turkey. Türkiye sınırları içinde uyuşturucu yasaklanmıştır.

Like (gibi, benzer) :

You look like a monster. Canavara benziyorsun.

He acted like crazy. Deli gibi davrandı.

Before (önce, önünde) :

Don’t forget to lock the door before you go on a holiday.

I always go to market before visiting to grandma. Büyükanneme gitmeden önce daima çarşıya uğrarım.

After (sonra, ardından) :

I came here after I fell down the stairs. Merdivenden düştükten sonra buraya geldim.

I went home after meeting. Toplantıdan sonra eve gittim.

During (sırasında, esnasında) : During prepositionunundan sonra daima bir isim gelir.

During the ceremony, please be quite. Tören esnasında lütfen sessiz olun.

My phone rang during the film. Film sırasında telefonum çaldı.

While (sırasında,esnasında) : While konusunu past continuous dersimizde gördük. Burada kısaca değinmemizin sebebi during ile farkını daha rahat görebilmeniz içindir. Az önce gördüğünüz gibi during kendisinden sonra isim alırken while kendisinden sonra fiil alır.

My phone rang while I was watching the film. Ben filmi izliyorken, telefonum çaldı.

My father was playing football while I was studying. Ben ders çalışırken, babam futbol oynuyordu.

%d blogcu bunu beğendi: