Will or Going to

Will ve be going to karşılaştırma :

Will ve going to arasındaki ayrım çoğu zaman kesin çizgilerle ayrılmaz, bu nedenle konuşma esnasında geleceğe, daha önceden verilmiş kararlar, kesin yargılar ve daha güçlü bir inançla bakıyorsak going to, geleceğe, o anda verilmiş kararlar ve olasılık dahilinde bakıyorsak will kullanmalıyız.

Will Türkçeye çevrilirken Türkçedeki geniş zaman veya gelecek zaman kipiyle çevrilir. Going to ise daima gelecek zaman kipiyle Türkçeye çevrilir. Şöyle ki ;

I will make. Yaparım. (Yaparım ya.) Daha az ciddi, daha kararsız, daha plansız.Öngörülemez.

I am going to make.Yapacağım. Daha ciddi, daha kararlı, daha planlı. Vurgulu. Öngörülebilir.

Bu örneğimiz çoğu zaman geçerli olsada bazı durumlarda geçerliliğini yitirmektedir. Bu dersimizde bu farklılıklardan bahsedeceğiz.

1- Birisine söz verirken will kullanılır. Burada dikkat etmemiz gereken nokta kararlılığımızı vurgulamak için vurguyu will’de yaparız. I promise kalıbından sonraki cümlede will kullandıysak ecek, acak yani gelecek zaman kipiyle Türkçeye çeviririz. Diğer durumlarda geniş zaman kipi ile Türkçeye çevirilir.

I promise, I will find him. Söz veriyorum. Onu bulacağım.

You go first, I will follow you. Önce sen git, ben seni takip ederim.

2- Gelecekle ilgili eylemimiz, daha önceden planlandıysa going to, konuşma anında karar verildiyse will kullanılır.

When are you going to tell him the truth ? Ona gerçeği ne zaman söyleyeceksin ?

I will tell him the truth next week. Ona gerçeği haftaya söylerim. O anda karar verilmiş uygulanıp uygulanmayacağı muamma.

I am going to tell the truth on monday. Ona gerçeği pazartesi günü söyleyeceğim. Daha önceden karar verilmiş uygulanma ihtimali yüksek.

3- Gelecekle ilgili tahmin yaparken, tahminimiz kanıta dayalıysa going to, herhangi bir kanıta dayanmaksızın bir tahmin yapıyorsak will kullanılır. Burada belirtmek isterim ki günlük konuşma dilinde bu ayrım tamamen havada kalmaktadır. Örnek olarak Ahmet, yağmur yağacak dedi. Kanıtı ise akşam köyde düğün var, bu köyde ne zaman düğün yapılsa yağmur yağar. Bu bizim için kanıt olmayabilir ama konuşan kişi için çok güçlü bir kanıt olabilir. Veya meteoroloji tahminlerine güvenilen ülkelerde bu çok güçlü bir kanıtken, bilimsel verilere güvenin zayıf olduğu ülkelerde bu bir kanıt teşkil etmez. Dili konuşacak olan sizsiniz dolayısıyla tahminlerinizde will veya going to kullanmak tamamen sizin kararınızdır.

Climate is going to change due to global warming. Küresel ısınmadan dolayı iklim değişecek.

Amerika will fight Russia. Amerika Rusyayla savaşacak.

Watch out! You will fall down. Dikkat et! Düşersin.

Watch out! You are going to fall down. Dikkat et! Düşeceksin.

4- Hayallerimiz ve dileklerimizden bahsederken genellikle will kullanılır, eğer hayallerimizin gerçekleşeceğine olan inancımız çok yüksekse going to da kullanabiliriz.

I will win lottery. Piyangoyu kazanacağım. (güçsüz inanç)

I am going to win lottery. Piyangoyu kazanacağım. (güçlü inanç)

5- I promise, I hope, I think, surely, I suppose, perhaps, maybe, I guess, I’m afraid, I believe, I expect gibi olasılık ve tahmin ifadeleriyle will kullanılır.

I think, I will go to the seaside this evening. Sanırım sahile bu akşam gideceğim.

I expect, you will turn back. Umuyorum, geri döneceksin.

Surely, we will meet again. Elbette tekrar buluşacağız.

6- Emir, rica ve tekliflerimizi will ile bildiririz.

Will you please help me ? Lütfen, bana yardım eder misin ?

You won’t do it again. Bunu bir daha yapmayacaksın.

Will I open the door ? Kapıyı açayım mı ?

I will wash the dishes with you. Ben seninle bulaşıkları yıkarım.

Time Expressions : Future tense ile sık kullanılan zaman zarfları:

from now : şu andan itibaren

We will travel to mars twenty years from now. Bundan yirmi yıl sonra Mars’a yolculuk yapacağız.

today: bugün tonight: bu gece

Tonight is going to be our night. Bu gece bizim gecemiz olacak.

this morning: bu sabah this afternoon: bu öğlen this evening: bu akşam

I am going to meet Seda this evening. Bu akşam Seda’yla buluşacağım.

tomorrow: yarın

I will be rich tomorrow. Yarın zengin olacağım.

next week : haftaya next month: gelecek ay next year: gelecek sene

I am going to graduate from university next week. Haftaya üniversiteden mezun olacağım.

soon: yakında

An envelope will come to you soon. Yakında sana bir zarf gelecek.

in two hours: iki saat içinde in two days : iki gün içinde in two weeks: iki hafta içinde in 2018: 2018’de

You will see my surprise in two hours. İki saat içinde sürprizimi göreceksin.

later: sonra later four hours later: dört saat sonra this week: bu haftadan sonra

They are going to arrive in Istanbul three hours later. Üç saat sonra İstanbul’a varacaklar.

after: sonra the day after tomorrow: yarından sonraki gün after two hours: iki saat sonra

World will be desert after a century. Dünya yüzyıl sonra çöl olacak.

on monday: pazartesi günü

I am going to start a new life on monday. Pazartesi günü yeni bir hayata başlayacağım.

at six o’clock: saat 6’da

The main news bulletin broadcast at eight o’clock for today. Ana haber bülteni bugün için saat sekizde yayınlanacak.

%d blogcu bunu beğendi: