Can Could Be Able to

Can / Could / Be Able to

Bu dersimizde, daha önceki derslerimizde gördüğümüz Can, Could ile Be able to kullanımlarını karşılaştırmalı olarak göreceğiz. Öncelikle Can ve Could’u kısaca tekrar edelim.

Can : Can geniş zamanda, yeteneklerimizden, gerçekleşmesi muhtemel eylemlerden, olasılıklardan, izin ve müsaadelerden bahsederken, soru halinde ise istek ve ricalarımızı bildirirken kullanılır.

I can conquer the world with the strenght of the truth. Gerçeğin gücüyle dünyayı fethedebilirim.

Could : Could İngilizcede can kipinin geçmiş zaman halidir. İngilizcede could kipi Türkçedeki, ..ebilirdi ekinin karşılığıdır. Can kipi sadece iki formda kullanılır ; Can, geniş zaman (simple present tense), could, geçmiş zaman (simple past tense). Geçmiş zamandaki olasılıklardan bahsederken kullanılır. Geçmiş zamanda bir süre devam etmiş becerilerimiz ve yeteneklerimizden bahsederken kullanılır. Soru halindeki istek ve ricalarımızı daha nazik bir şekilde dile getirmek için can yerine could tercih edilir. Could özellikle duyularla algıladıklarımızı ifade eden fiillerle kullanılır. Bu fiillerden en çok kullanılanları : feel, hear, see, smell, taste, remember vs. bu fiiller ayrıntılı olarak non-progressive dersimizde anlatılmıştır.

You could run along the river. Sen nehir boyunca koşabilirdin.

Be Able to : Bildiğiniz gibi can yalnızca geniş zamanda kullanılır. Aynı zamanda geçmiş zaman hali could olarak kullanılır. Be able to ise modals ve zamanlarla can kipi yerine kullanılır. Cümleye kattığı anlam can kipiyle aynıdır. Be able to kipindeki be fiili zamana göre çekimlenir. Bu nedenle, kendisinden sonra gelen fiil yalın halde bulunur.

Kullanım :

1 – Geniş zamanda bir cümlede can yerine be able to kullanılabilir fakat konuşma dilinde can kullanımı daha yaygındır, be able to ise resmi dilde tercih edilebilir. Geniş zamana göre be able to ; am/is/are able to. Olumsuz hali ; am not able to, isn’t able to, aren’t able to

You can join the club. Kulübe katılabilirsiniz.

You are able to join the club. Kulübe katılabilirsiniz. (Kullanılabilir fakat kulağa hoş gelmez.)

She can’t hear me from there. Beni oradan duyamaz.

She isn’t able to hear me from there. Beni oradan duyamaz. (Kullanılabilir fakat kulağa hoş gelmez.)

2 – Can geniş zamanda kullanılmasına rağmen şimdiki zaman ve gelecek zamanı ifade edebilir. Be able to modals ve zamanlarla can yerine kullanılır. Ancak cümlemiz şimdiki zamanı ifade ediyorsa can yerine be able to kullanılamaz. Be fiili zamana göre ; be/am/is/are/was/were/been olarak kullanılır.

We can observe all of the cosmos now. Şu anda tüm evreni gözlemleyebiliriz. (Şu anda bu fiili yapabilme yeteneğine sahibiz.)(Şimdiki zamanı ifade ettiğimiz için be able to kullanamayız.)

We can observe all of the cosmos in the future. Gelecekte tüm evreni gözlemleyebiliriz. (Gelecekte bu yeteneğe sahip olacağız.)

We will be able to observe all of the cosmos in the future. Gelecekte tüm evreni gözlemliyor olabileceğiz. (Future Tense kullandığımız için can kullanamayız. Anlam olarak, eylemi gerçekleştirebilme yeteneğine sahip olunacağını ifade eder.)

We might be able to observe all of the cosmos in the future. Gelecekte tüm evreni gözlemiyor olabiliriz. (Might modalsi ile be able to birlikte kullanılabilir. Anlam olarak, bir yeteneğe sahip olabilme ihtimalini ifade eder.)

I must be able to do something. Bir şeyler yapabilmeliyim.

Finally I have been able to understand some things. Sonunda bazı şeyleri anlayabilmiştim.

Will she be able to see our friends this afternoon? Öğleden sonra arkadaşlarımızı görebilecek mi ?

3 Geçmiş zamanda genel veya tekrar eden becerilerimiz ve yeteneklerimizden bahsederken could ve be able to kullanılabilir.

Kenan speed through the woods as fast as he could run. Kenan koşabildiği kadar hızlıca ormanı geçebiliyordu.

Kenan speed through the woods as fast as he was able to run. Kenan koşabildiği kadar hızlıca ormanı geçebiliyordu.

Gonca couldn’t bear to keep away from me. Gonca benden uzak durmaya dayanamadı.

Gonca wasn’t able to bear to keep away from me. Gonca benden uzak durmaya dayanamadı.

4 – Bir kereye mahsus beceriye bağlı olarak gerçekleşen eylemler için olumlu cümlelerde be able to ve managed to kalıpları kullanılır.

They were able to wear the handsome toilets suited to the occasion. Onlar bu vesileyle duruma uygun etkileyici kıyafetler giyebilmişlerdi.

They managed to wear the handsome toilets suited to the occasion. Onlar bu vesileyle duruma uygun etkileyici kıyafetler giyebilmişlerdi.

He had spend some days in town, before he was able to discover there. Orayı keşfetmeden önce kasabada bir kaç gün geçirmişti.

He had spend some days in town, before he managed to discover there. Orayı keşfetmeden önce kasabada bir kaç gün geçirmişti.

5 – Soru ve olumsuz cümlelerde eylem bir kereye mahsus olsa dahi, could ve be able to kullanılabilir. Olumsuz cümlelerde could kullanımı daha uygundur.

Could he get a better house ? Daha iyi bir ev alabilir miydi ?

Was he able to get a better house ? Daha iyi bir ev alabilir miydi ?

I wasn’t able to account for the honour of seeing you here. Seni burada görmenin onurunu hesaba katamamıştım. (Kullanılabilir fakat kulağa hoş gelmez.)

I couldn’t account for the honour of seeing you here. Seni burada görmenin onurunu hesaba katamamıştım.

6 – Duyularla algıladıklarımızı ifade eden fiiller bir kereye mahsus olsa dahi, be able to, managed to ve could ile kullanılabilir. Fakat bu fiillerle could kullanmamız daha uygundur. Bu fiillerden en çok kullanılanları : feel, hear, see, smell, taste, remember vs.

I could see him again. Onu tekrar görebilirdim.

I was able to see him again. Onu tekrar görebilirdim. (Kullanılabilir fakat kulağa hoş gelmez.)

I managed to see him again. Onu tekrar görebilirdim. (Kullanılabilir fakat kulağa hoş gelmez.)

I could feel your heart broken. Kalbinin kırıldığını hissedebilmiştim.

He was speaking a low voice but I could hear him. Düşük sesle konuşuyordu ama onu duyabilmiştim.

We could hear the gentle and regular breathing of our baby. Bebeğimizin, nazik ve düzenli nefes alışını duyabilmiştik.

%d blogcu bunu beğendi: