Have to

Have to / Has to

İngilizce’de have to kullanımı, yapılması zorunlu eylemlerden bahsederken kullanılır. Bu zorunluluk cümleyi söyleyen kişinin iradesi dışında oluşmuş bir zorunluluktur. Yani sözü söyleyen kişi ve sözün söylendiği kişi dışında üçüncü bir kişi veya irade tarafından ortaya koyulmuş bir kural veya görev vardır. Örnek verecek olursak ; yasal zorunluluklar, öğretmenin verdiği ödevler, doktorun verdiği ilaçlar, mesai saatleri vs.

What I have to say relates to deceased Mehmet. Söylemek zorunda olduğum şey merhum Mehmet’le ilgilidir.

Örneğimizden anlaşılıyor ki ; sözü söyleyen kişi kendi iradesi dışında Mehmet’le ilgili bildiklerini anlatmak durumunda kalmış. Bu cümleden pek çok senaryo üretebiliriz. Birlikte bir kaç tane üretelim. Sözü söyleyen kişinin adı : Ali olsun.

1. senaryo : Mehmet ölmeden önce Ali’den, Ali’nin yapmak istemeyeceği bir şey istemiş olabilir. Ali Mehmet’in son arzusu olduğu için istemese de bir fiili yapmak durumundadır. Eğer Mehmet Ali’den, Ali’nin de yapmayı uygun gördüğü bir şey istemiş olsaydı. Ali bu cümleyi kurarken have to yerine must kullanacaktı.

2. senaryo : Ali bir mahkemede veya bir sorguda Mehmet’le ilgili bir gerçeği söylemek zorunda kalmış olabilir.

3 senaryo : Mehmet öldükten sonra aile arasında problemler oluşmuş ve bu problemlerin çözülmesi için Ali, Mehmet hakkında bildiği sırları istemese de açıklamak zorunda kalmış olabilir.

Bu senaryolarla açıklamaya çalıştığımız şey ; Eylemi yapıp, yapmamak kişinin kendi iradesinde dahi olsa, bir eylemi yapmak zorunda hissettiğinde veya yapmaya mecbur kaldığında da have to kullanılır.

Olumlu cümle : Have to olumlu cümlelerde özneden sonra gelir ve kendisinden sonra fiil gelir. Have to ve has to olarak kullanılır. I ve çoğul öznelerle have to, I dışındaki tekil öznelerle has to olarak kullanılır.

I have to learn. Öğrenmeliyim veya Öğrenmek zorundayım.

You have to learn. Öğrenmelisin veya Öğrenmek zorundasın.

We have to learn. Öğrenmeliyiz veya Öğrenmek zorundayız.

They have to learn. Öğrenmeliler veya Öğrenmek zorundalar.

He has to learn. Öğrenmeli veya Öğrenmek zorunda.

She has to learn. Öğrenmeli veya Öğrenmek zorunda.

It has to learn. Öğrenmeli veya Öğrenmek zorunda.

He has to pay the water bill. Su faturasını ödemek zorunda.

When they return from their expedition, we shall hear what they have to say. Seferlerinden döndüklerinde ne söylemeleri gerektiğini duyacağız.

When one is placed in the position of guardian, one has to adopt a very high moral tone on all subjects. Biri koruyucu konumuna getirildiğinde, bütün konularda yüksek bir ahlaki değere uyum sağlamak zorunda.

He has to tell me all about Mr. Henry. Bana Bay henry hakkında herşeyi anlatmak zorunda.

Olumsuz Cümle : Olumsuz cümlelerde has to kullanılmaz. Have to olumsuz cümlelerde I ve çoğul öznelerle kendisinden önce do not alır. don’t olarak kısaltılır. Tekil öznelerde kendisinden önce does not alır. doesn’t olarak kısaltılır. Have to ile kurulan olumsuz cümleler bir şeyin yapılmak zorunda olmadığı ifade eder. Eğer bir şeyin yapılmaması gerektiğini ifade etmek istiyorsak musn’t, can’t vs. modalsları kullanmamız gerekir.

I don’t have to learn. Öğrenmek zorunda değilim.

You have to learn. Öğrenmek zorunda değilsin.

We have to learn. Öğrenmek zorunda değiliz.

They have to learn. Öğrenmek zorunda değiller.

He doesn’t have to learn. Öğrenmek zorunda değil.

She doesn’t have to learn. Öğrenmek zorunda değil.

It doesn’t have to learn. Öğrenmek zorunda değil.

I don’t have to go to hospital. Hastaneye gitmek zorunda değilim.

I don’t have to wait for you. Seni beklemek zorunda değilim.

He doesn’t have to apologize me. Benden özür dilemek zorunda değil.

You don’t have to keep up with the system. Sisteme ayak uydurmak zorunda değilsin.

Soru Cümlesi : Have to ile yapılan soru cümlelerinde I ve çoğul öznelerde do veya don’t cümlenin başına getirilir. Tekil öznelerde does veya doesn’t cümlenin başına getirilir. Has to olumsuz cümlelerde olduğu gibi soru cümlelerinde de kullanılmaz.

– Olumlu soru

Do I have to learn ? Öğrenmeli miyim ? veya Öğrenmek zorunda yım ?

Do you have to learn ? Öğrenmeli misin ? veya Öğrenmek zorunda sın ?

Do we have to learn ? Öğrenmeli miyiz ? veya Öğrenmek zorunda yız ?

Do they have to learn ? Öğrenmeliler mi ? veya Öğrenmek zorundalar mı ?

Does he have to learn ? Öğrenmeli mi ? veya Öğrenmek zorunda mı ?

Does she have to learn ? Öğrenmeli mi ? veya Öğrenmek zorunda mı ?

Does it have to learn ? Öğrenmeli mi ? veya Öğrenmek zorunda mı ?

– Olumsuz soru

Don’t I have to learn ? Öğrenmek zorunda değil miyim ?

Don’t you have to learn ? Öğrenmek zorunda değil misin ?

Don’t we have to learn ? Öğrenmek zorunda değil miyiz ?

Don’t they have to learn ? Öğrenmek zorunda değiller mi ?

Doesn’t he have to learn ? Öğrenmek zorunda değil mi ?

Doesn’t she have to learn ? Öğrenmek zorunda değil mi ?

Doesn’t it have to learn ? Öğrenmek zorunda değil mi ?

Do I have to take the medicine ? İlaçları almak zorunda mıyım ?

Don’t I have to take the medicine ? İlaçları almak zorunda değil miyim ?

Does he have to pay ? Para ödemek zorunda mı ?

Doesn’t he have to pay ? Para ödemek zorunda değil mi ?

Have to zamanlarla kullanımı :

1- Simple Past Tense : Have to geçmiş zaman hali had to. Had to ile olumlu cümlelerde geçmişte yapılmak zorunda kalınan eylemleri anlatmak için kullanılır. Didn’t have to olumsuz cümlelerde geçmişte yapmak zorunda kalmadığımız eylemler için kullanılır. Did I have to soru cümlelerinde kullanılır.

I had to study to pass the exam. Sınavı geçmek için çalışmak zorundaydım.

I didn’t have to study to pass the exam. Sınavı geçmek için çalışmak zorunda değildim.

Did I have to study to pass the exam ? Sınavı geçmek için çalışmak zorunda mıydım ?

2- Present Perfect Tense : Have / Has + had to – Geçmişte yapılmak zorunda kalınan eylemin kendisi veya sonuçları halen devam ediyorsa kullanılır. Olumsuz Cümle, Haven’t / Hasn’t + had to, Soru cümlesi, Have / Has + S(Özne) + had to

He has had to wear a tie on the workplace since 2015. 2015’den beri işyerinde kravat takmak zorunda.

He hasn’t had to wear a tie on the workplace since 2015. 2015’den beri işyerinde kravat takmak zorunda değil.

Has he had to wear a tie on the workplace since 2015 ? 2015’den beri işyerinde kravat takmak zorunda mı ?

3- Future Tense : Olumlu cümlelerde bütün öznelerle, Will + Have to. Olumsuz cümlelerde, Won’t + have to. Soru cümlelerinde, Will + S(Özne) + Have to.

He will have to accept your offer. O, senin teklifini kabul etmek zorunda kalacak.

He won’t have to accept your offer. O, senin teklifini kabul etmek zorunda kalmayacak.

Will he have to accept your offer ? O, senin teklifini kabul etmek zorunda kalacak mı ?

%d blogcu bunu beğendi: