Must Have to

Must / Mustn’t / Have to / Don’t Have to / Needn’t

İngilizcede modalslar zaman zaman birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Ne zaman birbirlerinin yerine kullanılabilirler, ne zaman kullanılamazlar ayırt edebilmek için aralarındaki farklılıkları bilmemiz gerekmektedir. Bu dersimizde must, have to, need modalsların birleştikleri ve ayrıldıkları noktaları inceleyeceğiz.

1 – Zorunluluk bildirme(obligation) Must / Have to : Bu iki kipimizde zorunluluk, mecburiyet bildirirler. Aralarındaki fark ise, bu zorunluluk fikrinin nereden kaynakladığıdır.

a)Must ile bildirilen zorunlulukta, zorunluluğun kaynağı ya sözü söyleyen kişidir ya da sözü söyleyen kişi bu zorunluluğu benimsiyordur.

You must do your homework. Ödevini yapmalısın. Veya Ödevini yapmak zorundasın. (Burada sözü söyleyen kişi ya öğretmendir. Ki bu durumda zorunluluğun kaynağı sözü söyleyen kişinin kendisi oluyor. Ya da ebeveyndir, ödevi veren kendisi olmamasına rağmen, ödev yapma zorunluluğunu benimsiyordur.)

You must expect him to protect you from what they want. Onların istediği şeyden, seni korumasını ummak zorundasın.

That is an advantage which he must divide with me. Bu, benimle paylaşmak zorunda olduğu bir avantaj.

You must allow me to tell you how ardently I admire and love you. Sana ne kadar ateşli bir şekilde hayran olduğumu ve seni sevdiğimi söylememe izin vermelisin.

She must know to have been designed for her. Onun için tasarlandığını bilmeli.

b) Have to ile bildirilen zorunlulukta, zorunluluğun kaynağı sözü söyleyen kişi değildir. Üçüncü bir irade tarafında ortaya konulmuş bir otorite veya kural vardır. Sözü söyleyen kişinin bu konuda ne düşündüğünün bir önemi yoktur. Mühim olan mecburiyetin kaynağının, sözü söyleyen ve sözü dinleyenin dışında, üçüncü bir iradenin yaptırım gücüdür.

You have to do your homework. Ödevini yapmak zorundasın. (Burada sözü söyleyen kişi, bu zorunluluğun üçüncü bir irade tarafından kaynaklandığını belirtiyor. Sözü söyleyen kişinin kendisi ödev yapma eyleminin gereksiz bir eylem olduğunu bile düşünebilir, bunun bir önemi yoktur.)

What I have to say relates to poor Lydia. Söylemem gereken şey zavallı Lydia ile ilgilidir.

Every morning, I have to buy a rose for my wife. Her sabah karım için bir gül almak zorundayım.

Oh! Lizzy, to know that what I have to relate will give such pleasure to all my dear family!

Ah! Lizzy, ait olmak zorunda olduğum şeyin, bütün sevgili aileme böyle bir memnuniyet vereceğini, bilmek.

You have to turn into a king. Bir krala dönüşmek zorundasın.

c) Alışkanlık haline gelen zorunluluklarda have to kullanılır. Zorunluluğun kaynağı önemli değildir.

I have to take my drugs twice a day. İlaçlarımı günde iki kere almam gerekiyor.

I have to get up every morning at seven o’clock. Her sabah saat yedide kalkmak zorundayım.

He has to brush his teeth every day. Her gün dişlerini fırçalamak zorunda.

I have to visit my grandmother every week. Her hafta büyük annemi ziyaret etmem gerekiyor.

She has to work hard every summer. Her yaz çok çalışmak zorundadır.

d) Acil durumlarda ortaya çıkan zorunluluklarda must kullanılır. Zorunluluğun kaynağı önemli değildir.

I must finished this report until tomorrow morning. I will attend the meeting at 10 o’clock. Bu raporu yarın sabaha kadar bitirmeliyim. Saat 10’da toplantıya katılacağım.

There are injured people, we must call an ambulance. Yaralılar var, bir ambulans çağırmalıyız.

We must tell her what happened to Mehmet. Mehmet’e olanları ona anlatmalıyız.

You must phone Ali. He is looking for you everywhere. Ali’ye telefon etmelisin, her yerde seni arıyor.

You must hug me, I miss you so much. Bana sarılmalısın, seni çok özledim.

e) Geçmiş zaman olumlu bir cümlede bir zorunluluktan bahsederken, Have to’nun geçmiş zaman hali olan had to kullanılır. Must zorunluluk bildirirken yalnızca geniş zaman cümle yapısıyla kullanılır. Aynı zamanda zaman zarfları yardımıyla, şimdiki zaman ve gelecek zamanı da ifade edebilir.

She had to listen to all. Hepsini dinlemek zorunda kaldı.

She had to stop and untwist it. Onu durdurmak ve çözmek zorunda kaldı.

She had to run back into the wood. Fıçının içine geri dönmek zorunda kaldı.

They had to catch it to make it stop. Onu durdurmak için yakalamak zorunda kaldılar.

We had to fall a long way. Uzun bir yol kat etmek zorunda kaldık.

f) Günlük konuşmalarda, samimi insanlar arasında have to yerine have got to kullanılabilir.

I have got to go to Fethiye. She needs me. Fethiye’ye gitmem lazım. Onun bana ihtiyacı var.

2 – Yasak ve ihtiyaç olmadığını bildirme (Prohibition, not required) Mustn’t / Don’t Have to / Needn’t : İngilizcede olumlu cümlelerde bazı farklar dışında hemen hemen aynı anlama gelen bu iki ifade olumsuz cümlelerde tamamen farklı anlamlarda kullanılmaktadır.

a) Olumlu bir cümlede oldukça güçlü bir ifadeyle zorunluluk bildiren must, olumsuzluk eki aldığında yasak bildirir.

You musn’t sit in front of the protocol. Protokolün önüne oturamazsın.

You musn’t smoke indoor spaces. Kapalı alanlarda sigara içemezsiniz.

You mustn’t examine this witness. Bu tanığı sorgulayamazsınız.

You mustn’t imitate anybody’s work. Hiç kimsenim çalışmasını taklit edemezsiniz.

You mustn’t return the product without your written explanation. Yazılı bir açıklama olmadan ürünü iade edemezsiniz.

b) Olumlu bir cümlede must gibi zorunluluk bildiren have to olumsuzluk eki aldığında bir şeyin yapılmak zorunda olmadığı, eylemi yapıp yapmamanın kişinin kendi isteğine kaldığını belirtir. Kısaca musn’t yasak bildirirken, don’t have to zorunlu olmadığını bildirir.

You musn’t sit in front of the protocol. Protokolün önüne oturamazsın.

You don’t have to sit in front of the protocol. Protokolün önüne oturmak zorunda değilsin.

You don’t have to accuse him. Onu suçlaman gerekmiyor.

but I know I don’t have to beat time when I learn music. Ancak müzik öğrenirken zamanı yenmek zorunda olmadığımı farkediyorum.

As cats don’t have to fly. Kedilerin uçmak zorunda olmadığı gibi.

You don’t have to recommend a drug. Bir ilaç önermek zorunda değilsiniz.

c) Olumsuz bir cümlede needn’t don’t have to ile hemen hemen aynı anlamı ifade eder. Don’t have to zorunlu değil anlamını verirken, needn’t gerekli değil anlamını verir. Bu nedenle birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Need olumsuz bir cümlede Modal olarak kullanıldığında needn’t fiil olarak kullanıldığında don’t/doesn’t need to olarak kullanılır.

You musn’t sit in front of the protocol. Protokolün önüne oturamazsın.

You don’t have to sit in front of the protocol. Protokolün önüne oturmak zorunda değilsin.

You needn’t sit in front of the protocol. Protokolün önüne oturman gerekmiyor.

You don’t need to sit in front of the protocol. Protokolün önüne oturman gerekmiyor.

You needn’t be put off the meeting. Toplantıyı ertelemenize gerek yok.

you need not be afraid of delegating tasks to me. Görevleri bana devretmekten korkmanıza gerek yok.

Then I don’t need to be uneasy. O halde tedirgin olmam gerekmiyor.

I need not be despair. Umutsuz olmam gerekmez.

%d blogcu bunu beğendi: