PERFECT TENSE TIME EXPRESSIONS

Present perfect tense ile kullanacağımız zaman zarfları şimdi ile bağ kurabileceğimiz zaman zarfları olmalıdır.

For/Since/Ago/Last : Present perfect tense ile eylemin ne kadar süredir devam ettiğini belirten for(..dır, ..dir) , eylemin ne zaman başladığını belirten since(..den beri) zaman zarfları kullanılırlar. Eylemin kendisinin ve etkisinin geçmişte kaldığını belirten ago ve last zaman zarfları kullanılmazlar.

I was a student. Öğrenciydim. (Simple past tense kullanıldığı için öğrenciliğin geçmişte kaldığını anlıyoruz.

I was a student six years ago. 6 yıl önce öğrenciydim. (Bu cümlede simple past tense ile eylemin geçmişte kaldığını ago ile eylemin zamanının günümüzden ne kadar uzakta kaldığını anlıyoruz. Günümüze kadar gelmeyen eylemlerle birlikte ago zaman zarfı kullanılabilir.)

I was a student last year. Geçen yıl öğrenciydim. (bu cümlede de simple past tense kullanarak eylemin geçmişte kaldığını, günümüze uzanmadığını, last ile eylemin geçmişte hangi noktada kaldığını anlıyoruz.)

I am a student. Öğrenciyim. (Öğrenciliğin şu anda olduğunu biliyoruz fakat bu durum geçmişten mi geliyor bir fikrimiz yok. Öğrenci olma durumu şu anda başlamış veya geçmişten beri gelen bir durumda olabilir.)

I have been a student. Öğrenciydim. Hala öğrenciyim. (Present perfect tense bu cümlede öğrenciliğin geçmişte başlayıp şu ana kadar geldiğini belirtiyor.)

I have been a student for ten years. On yıldır öğrenciyim. (For zaman zarfını bize öğrenci olma durumunun ne kadar süredir devam ettiğini belirtiyor.)

I have been a student since 2011. 2011’den beri öğrenciyim. (Since zaman zarfı bize öğrenci olma durumunun ne zamandan başlayıp bugüne kadar geldiğini anlatıyor.)

Agent Coulson built a shield. Ajan Coulson bir kalkan inşa etti. (İnşa işlemi bitmiş.)

Agent Coulson built a shield three years ago. Ajan Coulson 3 yıl önce bir kalkan inşa etti. (Eylem 3 yıl önce bitmiş.)

Agent Coulson built a shield last year. Ajan Coulson geçen yıl bir kalkan inşa etti. (Eylem geçen yıl bitmiş.)

Agent Coulson is building a shield. Ajan Coulson bir kalkan inşa ediyor. (Ajan Coulson şu an inşa işleminde, eylemin ne zaman başladığını dair bir fikrimiz yok.)

Agent Coulson has built a shield. Ajan Coulson bir kalkan inşa etti. (İnşa işleminin etkileri veya eylemin kendisi devam ediyor olabilir.)

Agent Coulson has built a shield for three years. Ajan Coulson üç yıldır bir kalkan inşa ediyor. (Üç yıl önce başlayan eylem halen devam ediyor.)

Agent Coulson has built a shield since 2014. Ajan Coulson 2014’den beri bir kalkan inşa ediyor. (2014’de başlayan eylem halen devam ediyor.)

a) For : For zarfı İngilizce present perfect tense ile kullanıldığında, zamanda iki nokta arasında kalan süreyi ifade eder. Birlikte kullanıldığı zaman zarflarından bir kısmı şunlardır ;

for ten seconds – 10 saniyedir

for fifteen minutes – 15 dakikadır

for six hours – 6 saattir

for hours – saatlerce

for two days – 2 gündür

for days – günlerce

for a week – 1 haftadır

for weeks – haftalarca

for four months – 4 aydır

for months – aylarca

a year – 1 yıl

for years – yıllarca

a century – asır

for centuries – asırlarca

We have been friends for forty years. Kırk yıl boyunca arkadaş olduk.

There has been some discussion for two hours. İki saat boyunca bazı tartışmalar oldu.

We have known and believed the love for centuries. Aşkı tanıdık ve inandık yüzyıllardır.

– İngilizce present perfect tense olumlu cümlelerde for zarfını kullanmadan da cümlelerimizi kurabiliriz. Fakat olumsuz cümlelerde muhakkak for zarfını kullanmalıyız. Ayrıca olumsuz cümlelerde for yerine in kullanabiliriz.

We have restored your house for two weeks. İki hafta boyunca evinizi restore ettik.

We have restored your house two weeks. İki hafta boyunca evinizi restore ettik.

We haven’t restored your house for two weeks. İki hafta boyunca evinizi restore etmedik.

We haven’t restored your house in two weeks. İki hafta boyunca evinizi restore etmedik.

– For zarfı zaman ifade ederken, zaman ifade eden all zarfıyla birlikte kullanılmaz.

I have lived in Turkey all my life. Hayatım boyunca Türkiye’de yaşadım.

b) Since : Since zarfı present perfect tense ile kullanıldığında eymin başlangıç zamanını belirtir. Birlikte kullanıldığı zaman zarflarından bir kısmı şunlardır ;

since six o’clock – saat 6’dan beri

since saturday – cumartesiden beri

since september – eylülden beri

since one thousand nine hundred eighty four – 1984’den beri

since I knew you – seni tanıdığımdan beri

since 26 november – 26 kasımdan beri

since festival of sacrifices – kurban bayramından beri

The aliens have come to the world since B.C. (before christ) 3000. Milattan önce 3000 yılından beri uzaylılar dünyaya geliyorlar.

There has been many changes since monday. Pazartesiden beri pek çok değişiklik oldu.

I have missed you so much since I last saw. Son gördüğümden beri seni çok özledim.

İngilizcede, Türkçede olduğu gibi, bir durum pek çok farklı şekilde ifade edilebilir.

It is two months since I last saw you. Seni son gördüğümden bu yana iki ay oldu.

It has been two months since I last saw you. Seni son gördüğümden bu yana iki ay geçti.

I haven’t seen you for two months. Seni iki aydır görmedim.

Today/This morning/This week/This year : Konuşma anıyla bağlantısı olan zaman zarfları present perfect tense ile kullanılırlar. Konuşma anında süre ne kadar uzun olursa olsun bahsi geçen zamanın içinde olunması gerekir. This morning dediğimizde hala sabah vaktinin içinde olmamız gerekir yani akşam saatinde this morning(bu sabah) dersek present perfect tense kullanamayız.

Bugs spread to the house this morning. Böcekler eve yayıldı. (Eğer this morning kullanacaksak vaktin hala sabah olması gerekir. Bu cümle söylendiğinde vakit öğlen veya daha geç bir vakittir. Şöyle düşünebilirsiniz ; Peki bu durumun etkisi halen devam ediyorsa present perfect tense kullanmamız gerekmiyor mu ? Bu cümlede eylemin zamanına vurgu yapılmak istendiği için past tense kullanılmıştır. İlk dersimizi hatırlarsak eylemin yeri veya zamanının değil eylemin yapılmış olması veya etkisinin halen devam ediyor olması önemlidir demiştik. Eğer akşam saatlerinde bu cümleyi present perfect tense olarak kurmak istersek yani böceklerin eve yayılmasının etkisini vurgulamak istersek this morning zarfını cümleden çıkararak present perfect tense kullanabiliriz.)

Bugs have spread to the house. Böcekler eve yayıldı. (Bu cümlede anlıyoruz ki eylem halen devam ediyor veya eylemin etkisi bulunulan ana kadar gelmiş.)

Bugs have spread to the house this morning. Böcekler bu sabah eve yayıldı. (Present perfect tense kullanıldığı için anlıyoruz ki, sözün söylendiği saatler sabah saatleri.)

They have stolen my purse today. Bugün çantamı çaldılar.

I have lost my best friend this year. Bu yıl en yakın arkadaşımı kaybettim.

Smoking in the closed area has forbidden this week. Bu hafta kapalı alanda sigara içmek yasaklandı.

Just/Already/Yet :

Just : Eylemin henüz gerçekleştiğini belirtir. Have/has yardımcı fiilinden hemen sonra cümlenin asıl fiilinden önce gelir. Türkçeye çevrilirken henüz, yeni, az önce vs. olarak çevrilebilir.

I have just fixed the fridge. Buz dolabını henüz tamir ettim.

Shapeshifter has just killed the people in the beach. Şekildeğiştiren plajdaki insanları az önce öldürdü.

Susan has just gone out. Susan yeni dışarı çıktı.

Already : Eylemin beklenenden önce gerçekleştiğini belirtir. Just gibi yardımcı fiil ile fiil arasına girer. Türkçeye çoktan, zaten vs. olarak çevrilir.

I have already finished my homework. Ödevimi çoktan bitirdim.

The standing man at the hotel has already paid the room rate. Oteldeki ayakta duran adam oda ücretini çoktan ödedi.

They have already opened their shop. Onlar dükkanlarını çoktan açtılar.

Yet : Olumsuz ve soru cümlelerinde kullanılır. Genelde cümle sonunda kullanılır. Soru cümlelerinde eylemin henüz gerçekleşip gerçekleşmediğini sorar, olumsuz cümlelerde ise eylemin henüz gerçekleşmediğini belirtir. Türkçeye daha, henüz olarak çevrilir.

Has Sky known the enemy crossed the border yet ? Sky düşmanın sınırdan geçtiğini daha bilmiyor mu ?

No, not yet. Hayır, henüz bilmiyor.

The woman with brown hot hasn’t bought anything yet. Kahverengi şapkalı kadın henüz hiç bir şey almadı.

Has he ridden a horse yet ? O henüz ata binmedi mi ?

No, not yet. He is still waiting for a horse. Hayır, henüz değil. Hala atı bekliyor.

No, not yet. Horse has not come yet. Hayır, henüz değil. At henüz gelmedi.

Recently/Lately/Over the Past :

Recently : Son günlerde

He has been in trouble recently. Son günlerde başı dertte.

Lately : Son zamanlarda

The country’s agenda has been quite dense lately. Son günlerde ülke gündemi oldukça yoğun.

Over the Past : Geçmişte

Over the past few years inflation has risen. Geçmişteki bir kaç yıldır enflasyon yükseliyor.

In the last few days : Son bir kaç gün içinde

The conditon of the patient has gotten worse in the last few days. Son günlerde hastanın durumu daha da kötüleşiyor.

Till now/So far/Up to the present/Up to now : Bu zarfların her biri şimdiye kadar, şu ana kadar anlamındadır.

You have been honest with me till now. Şimdiye kadar bana karşı dürüst oldum.

You have done what you wanted so far. Şu ana kadar ne istediysen yaptın.

I haven’t driven a car up to the present. Şimdiye kadar araba kullanmadım.

You have protected me up to now. Şimdiye kadar beni korudun.

Always/Before/Often/Once/Twice/Three Times/Several Times/Many Times/first Times/second Times : Belirsiz zaman ifadeleri present perfect tense ile kullanıldığında şu ana dair bağ kurabilirler. Once bir kere, twice iki kere, times kere anlamına gelir. Sizin de göreceğiniz gibi geri kalan zarflarımız times zarfından türemiştir.

Ali has always been a lazy student. Ali daima tembel bir öğrenci oldu.

She has taken a holiday once before. Daha önce bir kez tatil yaptı.

I have often sported in the gym. Spor salonunda sık sık spor yaptım.

I have used medicine twice a day in this month. Bu ay günde iki kere ilaç kullandım.

Susan has been operated there times. Susan üç kere ameliyat oldu.

I have worked at the pub several times. Birkaç kez barda çalıştım.

I have fallen in love many times. Bir çok kez aşık oldum.

This is the first time Hasan has flown. Bu Hasanın ilk uçuşu.

It is the second time I have seen whale. İkinci kez balina görüyorum.

Ever/Never :

Ever : Ever, Türkçeye hiç anlamında çevrilir yalnızca soru cümlelerinde kullanıldığında olumsuz bir anlam ifade etmez. Türkçede ; Sen hiç gördün mü ? Sen hiç gittin mi ? gibi ifadeler İngilizcede ever ifadesiyle sağlanır. Özne ile fiil arasında yer bulur. Ayrıca olumlu cümlelerde şimdiye kadar anlamı verir.

She is the most beautiful girl I have ever seen. O şimdiye kadar gördüğüm en güzel kız.

This is the best pool I have ever swum. Bu şimdiye kadar yüzdüğüm en iyi havuz.

Never : Never, Türkçeye hiç anlamında çevrilir yalnızca olumlu cümle yapılarında kullanılarak anlamı olumsuzlaştırır. Anlayacağınız üzere never kullanılan cümleler yapı olarak olumlu olsa da anlam olarak olumsuzdur ve eylemin daha önce hiç gerçekleşmediğini anlatır. Yardımcı fiilden sonra fiilden önce gelir.

Have you been to Italy ? İtalyaya gittin mi ?

No, I haven’t. Hayır, gitmedim.

Yes, I have. Evet, gittim.

Not : Ever ile sorulan soruya iki şekilde olumsuz cevap verilebilir.

Have you ever been to Italy ? İtalya’ya hiç gittin mi ?

No, I haven’t been to Italy. Hayır, İtalya’ya gitmedim.

I have never been to Italy. İtalya’ya hiç gitmedim.

Has Maria ever read a poem to you ? Maria sana hiç şiir okudu mu ?

No, Maria hasn’t read a poem to me. Hayır, Maria bana şiir okumadı.

Maria has never read a poem to me. Maria bana hiç şiir okumadı.

Have you ever seen a firefly ? Sen hiç ateş böceği gördün mü ?

No, I have not seen a firefly. Hayır, ateş böceği görmedim.

I have never seen a firefly. Hiç ateş böceği görmedim.

%d blogcu bunu beğendi: