Used to

Used to

Used to kalıbı İngilizcede, şu anda geçerliliğini yitirmiş geçmişteki alışkanlıklarımızı, tekrar eden eylemlerimizi ifade etmek için kullanılır.

She used to go to Mardin every year when she was a young girl. Genç bir kızken her yıl Mardin’e giderdi.

Used to kullanımı :

Olumlu Cümle : Used to kalıbı geçmişi ifade eden bir kalıp olduğu için use fiili used olarak kullanılır. Buradaki use fiil olarak değil yardımcı fiil olarak kullanılır. Bütün öznelerle aynı şekilde kullanılır.

S + used to + V1

He looked like that man that used to work with Suat before. Suat’la daha önce birlikte çalışmış olan adama benziyordu.

– Örneğimizde used to kullanılarak bahsi geçen kişinin Suat’la birlikte geçmişte bir süre çalışmış olduğu ifade ediliyor.

I do wonder what can have happened to me! When I used to read fairy-tales, I fancied that kind of thing never happened, and now here I am in the middle of one!

Bana neler olabileceğini merak ediyorum. Peri masalları okuduğum zamanlarda zannederdim ki böyle şeyler asla olmaz, ve işte şimdi bunun içindeyim.

– Örneğimizde used to kullanarak geçmişte peri masalı okuma alışkanlığının olduğu ifade ediliyor.

Olumsuz Cümle : Used to ile olumsuz cümle yaparken simple past tense kuralları uygulanır. Özneden sonra did not veya kısaltılmış olan didn’t gelir. Ardından kalıbımız did geçmiş zamanı ifade ettiği için use to olarak kullanılır. Ardından fiilimiz gelir.

S + didn’t + use to + V1 veya seyrek olsa ; S + used not to + V1 kullanılabilir.

We didn’t use to call Sema to the parties. Sema’yı partilere çağırmazdık.

– Örneğimizde didn’t use to kullanarak, Sema’yı partilerden dışlama eyleminin geçmişte tekrar eden bir eylem olduğu ifade ediliyor.

He used not to kill anybody. Kimseyi öldürmezdi.

– Örneğimizde used not to kullanarak, eskiden kimseyi öldürmeyen birinin şu an itibariyle birini veya birilerini öldürdüğü anlaşılıyor.

Soru Cümlesi : Used to ile soru cümlesi yaparken, geçmiş zaman yardımcı fiili did cümlemizin başına getirilir ve kalıbımız did ile geçmiş zaman ifade edildiği için use to olarak kullanılır.

Did + S + use to + V1

Did you use to play video games when you were a child ? Çocukken video oyunları oynar mıydınız ?

Did he use to visit your mother when you were with him ? Sen onunla birlikteyken anneni ziyaret eder miydi ?

Örnekler :

He used to live in Giresun.

Giresunda yaşardı.

Hakan used to be considered a famous cook.

Hakan ünlü bir aşçı olarak kabul edilmekteydi.

That’s different from what I used to say when I was a child.

Bu, benim çocukken söylediklerimden farklıydı.

But the ghost sat down on the opposite side of the fireplace, as if he were quite used to it.

Fakat hayalet sanki ona oldukça alışmış gibi şöminenin karşı tarafına oturdu.

He used to sit pondering over the reason that could have occasioned this change.

Bu değişikliğe neden olabilecek sebebin üzerine oturup düşünmeye devam ederdi.

Tossing his head back in that odd way that used to make his friends laugh at him at Oxford.

Başını öyle garip bir şekilde geri savururdu ki, oxford’daki arkadaşları ona gülerlerdi.

Used to / Would

Used to ile Would arasındaki farka bu dersimizde kısaca değineceğiz. Used to ve would alışkanlıklarımız ve tekrar eden eylemlerimizi anlatırken kullanılır. Used to ile Would’un ayrıldığı en önemli nokta : Used to kullandığında alışkanlığın devam etmediği anlaşılır. Would kullanıldığında ise alışkanlığın devam edip etmediği belirsizliğini korur. Ayrıca used to durum filleriyle kullanılabilirken would durum fiilleriyle kullanılmaz.

He used to get wet when he lived in Blacksea. Karadeniz’de yaşarken ıslanmaya alışkındı.

– Bu cümleden anlıyoruz ki, bu alışkanlık artık devam etmiyor.

He would get wet when he lived in Blacksea. Karadeniz’de yaşarken ıslanmaya alışkındı.

– Bu cümleden ıslanmaya alışkın olma durumunun halen devam edip etmediğini anlayamayız.

Be used to : Bu ifade used to’dan farklı olarak bir şeye alışkın olma durumunu belirtirken halen alışkanlığımızın devam ettiğini ifade eder. Kendisinden sonra fiil almak zorunda değildir. Kendisinden sonra fiil alırsa fiil -ing eki alır. Be fiili kullanılan tense göre çekimlenir. (am-is-are/was-were/Have-Has vs.)

Those that have lived Blacksea all their lives are used to getting wet. Tüm hayatlarını Karadeniz’de yaşayanlar ıslanmaya alışkınlar.

– Bu cümleden anladığımız Karadeniz’de yaşayan insanlar ıslanmaya geçmişte alışkın oldukları gibi halen de ıslanmaya alışkınlar.

He is used to getting wet. O, ıslanmaya alışkın.

– Bu cümlede, kişinin şu anda ıslanmaya alışkın olduğu anlaşılıyor.

He was used to getting wet when he lived in Blacksea. Karadeniz’de yaşarken ıslanmaya alışkındı.

– Bu cümlede anlatılmak istenen Karadeniz’de yaşarken ıslanmaya alışkın olan birinin alışkanlığının halen devam ettiğidir. Bu alışkanlık halen devam etmeseydi. Used to kalıbını kullanacaktık. Aşağıdaki örneğimizde used to kalıbını göreceğiz.

He used to get wet when he lived in Blacksea. Karadeniz’de yaşarken ıslanmaya alışkındı.

– Bu cümleden anlıyoruz ki, bu alışkanlık halen devam etmiyor. Eskiden yağmurda rahat rahat yürürken artık yağmur görünce kaçıyor.

Get/Become used to

Bu ifade eskiden alışık olmadığımız bir duruma artık alıştığımızı belirtmek için kullanılır. Kendisinden sonra fiil almak zorunda değildir. Kendisinden sonra fiil gelirse fiil -ing eki alır. Zamanlar ve modalslarla kullanılabilir.

He is getting used to living in Istanbul. İstanbul’da yaşamaya alışıyor.

He got used to living in Istanbul. İstanbul’da yaşamaya alıştı.

He has gotten used to living in Istanbul. İstanbul’da yaşamaya alışkındır.

He has already gotten used to living in Istanbul. İstanbul’da yaşamaya çoktan alıştı.

He will get used to living in Istanbul. İstanbul’da yaşamaya alışacaktır.

He will soon get used to living in Istanbul. İstanbul’da yaşamaya yakında alışacaktır.

He can get used to this country. Bu ülkeye alışabilir.

He must get used to this country. Bu ülkeye alışmalı.

He got used to this country. Bu ülkeye alıştı.

Be / Get / Become Used to Examples :

Mine is used to calling her the brains carrier of the Kaya family. Mine onu Kaya ailesinin beyin taşıyıcısı olarak adlandırıyor.

He became used to wandering down the quays to the second-hand booksellers. İskelede ikinci el kitapçıları dolaşmaya alıştı.

I am thinking about a person a long time who is used to singing that song. Uzun zamandır o şarkıyı söyleyen kişiyi düşünüyordum.

I am getting used to going out walking with him. Onunla yürümeye alışıyorum.

Selim got used to wondering if Hale suspected anything. Selim merak etmeye başlamıştı, ya Hale bir şeylerden şüpheleniyorsa.

%d blogcu bunu beğendi: